Bir Uzun İnce Yol Ki

Stok Kodu:
9786055014919
Basım Yeri:
İstanbul
Basım Tarihi:
2017
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
9.00
7.20
9786055014919
175816
Bir Uzun İnce Yol Ki
Bir Uzun İnce Yol Ki
7.20

".....Eve geldi. Önce çocuklarına bir şey belli etmemeye çalıştı. Ama içi içini yiyor, için için ağlıyordu. Tutamadı kendini önce Zühre'ye sarıldı. Höykürmeye başladı. Beş yaşındaki Zühre anlamıştı:

 

"Vay anam! Oy anam" diyerek feryada başladı. Ali'nin ona sus, diyecek hali kalmamıştı. Hasan'a sarıldı, Haydar'ı kucağına aldı, Evdeki feryadı duyan çevrede oturanlar koşup geldiler. Birkaç erkek Ali'yi alıp evden dışarı çıkardılar. Kadınlar, çocukları teselli etmeye, gözyaşlarını silmeye çalışıyorlardı. ..."                      

"Mehmet usta büyük körüğün önünde Hasan'ı dövüyordu. Gayri ihtiyari dükkâna doğru yöneldi. Haylazlık yapan oğlunu o da azarlayacak, hatta bir tokat vuracaktı. Dükkâna girdi:

 

"Hayırlı işler usta. Bir yaramazlık mı yaptı?" diye sordu. Mehmet usta bir şey söylemeden Hasan ellerini babasına uzattı. Avuçlarının içi patlamış, kanlı sular sızıyordu. Bu haliyle daha hızlı körük çekmediği için ustası dövüyordu: Ali öksüzünün haline dayanamadı:

 

"Usta usta!" dedi. "Ben sana eti senin kemiği benim, dedim ama sen kemiğine de sahip olmak istiyorsun." Sonra Ali'ye döndü: "Düş önüme lan!" diye ekledi.

 

" .... Hasan Süzer yaşadığı bu güzelliklere ve içinde gark olduğu iltifat denizine rağmen, yalnızları yaşıyordu. Etrafını çeviren kalabalıklardan sıyrılıp odasına çekildiği bir akşam, kalemi eline almış, kâğıda şunlan yazmıştı:

(Tanıtım Bülteninden)

".....Eve geldi. Önce çocuklarına bir şey belli etmemeye çalıştı. Ama içi içini yiyor, için için ağlıyordu. Tutamadı kendini önce Zühre'ye sarıldı. Höykürmeye başladı. Beş yaşındaki Zühre anlamıştı:

 

"Vay anam! Oy anam" diyerek feryada başladı. Ali'nin ona sus, diyecek hali kalmamıştı. Hasan'a sarıldı, Haydar'ı kucağına aldı, Evdeki feryadı duyan çevrede oturanlar koşup geldiler. Birkaç erkek Ali'yi alıp evden dışarı çıkardılar. Kadınlar, çocukları teselli etmeye, gözyaşlarını silmeye çalışıyorlardı. ..."                      

"Mehmet usta büyük körüğün önünde Hasan'ı dövüyordu. Gayri ihtiyari dükkâna doğru yöneldi. Haylazlık yapan oğlunu o da azarlayacak, hatta bir tokat vuracaktı. Dükkâna girdi:

 

"Hayırlı işler usta. Bir yaramazlık mı yaptı?" diye sordu. Mehmet usta bir şey söylemeden Hasan ellerini babasına uzattı. Avuçlarının içi patlamış, kanlı sular sızıyordu. Bu haliyle daha hızlı körük çekmediği için ustası dövüyordu: Ali öksüzünün haline dayanamadı:

 

"Usta usta!" dedi. "Ben sana eti senin kemiği benim, dedim ama sen kemiğine de sahip olmak istiyorsun." Sonra Ali'ye döndü: "Düş önüme lan!" diye ekledi.

 

" .... Hasan Süzer yaşadığı bu güzelliklere ve içinde gark olduğu iltifat denizine rağmen, yalnızları yaşıyordu. Etrafını çeviren kalabalıklardan sıyrılıp odasına çekildiği bir akşam, kalemi eline almış, kâğıda şunlan yazmıştı:

(Tanıtım Bülteninden)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat