Ayrıkotu

Stok Kodu:
9789756048559
Boyut:
140-200
Sayfa Sayısı:
408
Baskı:
2
Basım Tarihi:
2011-01
Kapak Türü:
Kuşe
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
12.00
9.60
9789756048559
376245
Ayrıkotu
Ayrıkotu
9.6
Ortadogunun tarihi, insanin yapip ettiklerine kayit düsüldügü zamandan bu yana, insanoglunun her türlü aksiyonunun merkezîlestigi ve büyük güçlerin güçlerini sinayarak bölgeye hakim olmak istemelerinin zapta geçirilmis kaderidir ayni zamanda. Günümüz Türkiyesini de içine alan bu mutantan kader, insanin yeryüzü macerasina basladigi andan itibaren birikmis bir bilinmezligi ve bu bilinmezlige eslik eden sorular yiginini da beraberinde tasimistir. Dünyamizin yasanir olan hiçbir bölgesi, Ortadogu kadar, hatiri sayilir güçler ve imparatorluklar için bir cazibe alani olusturmamis; iktidarlarin iktidarlarini test etme, egemen olma ve bölgeyi güçlerinin bir karargâhi kilma emellerinin hedefi haline gelmemistir. Söyle de diyebiliriz: Ortadogu, tarihin gündemindeki sürmansettir hep.

Yakin tarihimize baktigimizda, çagin ileri teknolojisinin insan algisina boca ettigi görünürlülük de sözünü ettigimiz cografyada olup bitenleri fazla görünür kilmamaktadir. Geçmiste cereyan eden olaylarin nedenselligindeki sir perdesi, bugün farkli bir biçimde insan anlagina çarpmakta, görünürlükteki netligi ters yüz edecek bir muammayi en az görünür olan kadar hacimli kilmaktadir. Müsebbibin bilinmesi, müsebbibe bagli sebep ya da sebeplerin amacini ve izdüsümünü her zaman asikar bir güncellikle bize vermez. Elbette ki tarih bir olaylar müzesi degildir; bugün kadar canli, bugün kadar yarin üzerinde etkili ve belirleyicidir.

Ayrikotu, yukarida da söylendigi gibi Ortadogunun bir parçasi olan hem de önemli bir jeopolitik mütemmimi olan Ülkemizi ve yakin geçmisini mercek arkasindan görme ve gördügünü okuyucusuna verme donatilarina sahip bir roman. Yazarin bu ilk romani olmasina ragmen, okuyanina sanki yazarinin besinci altinci romaniymis hissini verir derecede bir anlatim kolayligina ve ustaligina ulasmis bir eser Ayrikotu.
Yazar Halil Coskun, kitapta yer alan biyografisinde de görülecegi üzere, mesleginin kendisine verdigi formasyonunu olaylari iyi okumaktaki özel dikkatiyle birlestirmis ve rahatlikla ifade edebilecegimiz sekilde dili kullanmaktaki kivrakligini da buna ilave ederek ilgiyle okunacak bir eser tutusmustur elimize.

Roman, polisiye bir anlatimi, okuyusa akicilik saglamanin yani sira olaylarin dizimini daha iyi verebilmek için tercih eder görünmekle birlikte, muhtevanin omurgasini okuyucunun dikkatinin uzagina düsürmemek gibi bir titizligi kesinlikle ihmal eder görünmemektedir. Bu tür eserlerde beklenen içerik sasirticiligina da yeterince sahip oldugunu söyleyebiliriz.

Ülkemiz kamuoyunun yaklasik on onbes seneden bu tarafa vizyonunda olup da ilgiyle takip ettigi olaylar zinciri, bir sürü kafa karisikligini da beraberinde getirmistir kuskusuz. Manipulasyonlarin ve çeldirici etkenlerin bolca kullanildigi ve neyin nerede, kimin kimle birlikte oldugunun kolaylikla belirlenemedigi olaylar dizisini izlemek bile bazen adamakilli bir enerjiyi gerektirir olmustur. Tabiatiyla bir de söz konusu hadiselerin analizlerine iliskin gayretlerin ki bu bir deneme olabilir, roman olabilir, arastirma olabilir- karsilasmasi muhtemel zorluklari düsünecek olursak, Ayrikotunun önemi ve dünden yola çikarak bugüne ve yarina projeksiyon tutma çabasi daha iyi anlasilabilinir.

Daha dün kadar bir yakin tarihte gördük ki, bu ülkede bazi seylerin üstüne o gün itibariyla çok kararli bir biçimde gidiliyormus zanni verilebilmekte ve esasinda da kamuoyu bu zanla mesgul edilirken hadisenin üzeri bir güzel örtülebilmektedir. Susurluk bunun en tipik örnegidir. Sürekli aydinlik için bir dakika karanlik uygulamasindan tutun da sembolik birkaç figür üzerinden yürütülen toplum mühendisliginin vardigi sonuç o gün için koca bir belirsizlik olarak belleklerimize yerlestirilmedi mi? Peki Susurluk nerede kaldi?

Halil Coskun, romaninda genis bir açiyi kullanmak istiyor, hem de içine çok sey sigdirmayi isteyerek. Bunu basardigini söyleyebiliriz. Hele ki bu türün tematik kurgusundan dogan zorluklari göz önüne aldigimizda, Yazari kutlamak bir kadirsinaslik geregidir.

Harf yayinlarini da bu meyanda tebrik etmek gerekir. Kitap üzerinde titiz çalisilmis. Sayfa düzeninden kullanilan harf karakterine, satir araliklarindan sayfalarin dizaynina kadar gösterilen hassasiyet hemen kendini gösteriyor.

Hasili, Ayrikotu, Ülkemizde vuku bulan olaylar döngüsünün neligine iliskin önemli bir zihinsel dagarcigi eni konu kurcalamakla birlikte, yanibasimizda, gözümüzün önünde, sagimizda solumuzda cereyan eden hadiselerin çözümüne ve anlasilirligina dair de hatiri sayilir ipuçlariyla dolu.

Ayrikotu için Harf yayinlarina ve Halil Coskuna tesekkürler.
Erdal Çakir
Ortadogunun tarihi, insanin yapip ettiklerine kayit düsüldügü zamandan bu yana, insanoglunun her türlü aksiyonunun merkezîlestigi ve büyük güçlerin güçlerini sinayarak bölgeye hakim olmak istemelerinin zapta geçirilmis kaderidir ayni zamanda. Günümüz Türkiyesini de içine alan bu mutantan kader, insanin yeryüzü macerasina basladigi andan itibaren birikmis bir bilinmezligi ve bu bilinmezlige eslik eden sorular yiginini da beraberinde tasimistir. Dünyamizin yasanir olan hiçbir bölgesi, Ortadogu kadar, hatiri sayilir güçler ve imparatorluklar için bir cazibe alani olusturmamis; iktidarlarin iktidarlarini test etme, egemen olma ve bölgeyi güçlerinin bir karargâhi kilma emellerinin hedefi haline gelmemistir. Söyle de diyebiliriz: Ortadogu, tarihin gündemindeki sürmansettir hep.

Yakin tarihimize baktigimizda, çagin ileri teknolojisinin insan algisina boca ettigi görünürlülük de sözünü ettigimiz cografyada olup bitenleri fazla görünür kilmamaktadir. Geçmiste cereyan eden olaylarin nedenselligindeki sir perdesi, bugün farkli bir biçimde insan anlagina çarpmakta, görünürlükteki netligi ters yüz edecek bir muammayi en az görünür olan kadar hacimli kilmaktadir. Müsebbibin bilinmesi, müsebbibe bagli sebep ya da sebeplerin amacini ve izdüsümünü her zaman asikar bir güncellikle bize vermez. Elbette ki tarih bir olaylar müzesi degildir; bugün kadar canli, bugün kadar yarin üzerinde etkili ve belirleyicidir.

Ayrikotu, yukarida da söylendigi gibi Ortadogunun bir parçasi olan hem de önemli bir jeopolitik mütemmimi olan Ülkemizi ve yakin geçmisini mercek arkasindan görme ve gördügünü okuyucusuna verme donatilarina sahip bir roman. Yazarin bu ilk romani olmasina ragmen, okuyanina sanki yazarinin besinci altinci romaniymis hissini verir derecede bir anlatim kolayligina ve ustaligina ulasmis bir eser Ayrikotu.
Yazar Halil Coskun, kitapta yer alan biyografisinde de görülecegi üzere, mesleginin kendisine verdigi formasyonunu olaylari iyi okumaktaki özel dikkatiyle birlestirmis ve rahatlikla ifade edebilecegimiz sekilde dili kullanmaktaki kivrakligini da buna ilave ederek ilgiyle okunacak bir eser tutusmustur elimize.

Roman, polisiye bir anlatimi, okuyusa akicilik saglamanin yani sira olaylarin dizimini daha iyi verebilmek için tercih eder görünmekle birlikte, muhtevanin omurgasini okuyucunun dikkatinin uzagina düsürmemek gibi bir titizligi kesinlikle ihmal eder görünmemektedir. Bu tür eserlerde beklenen içerik sasirticiligina da yeterince sahip oldugunu söyleyebiliriz.

Ülkemiz kamuoyunun yaklasik on onbes seneden bu tarafa vizyonunda olup da ilgiyle takip ettigi olaylar zinciri, bir sürü kafa karisikligini da beraberinde getirmistir kuskusuz. Manipulasyonlarin ve çeldirici etkenlerin bolca kullanildigi ve neyin nerede, kimin kimle birlikte oldugunun kolaylikla belirlenemedigi olaylar dizisini izlemek bile bazen adamakilli bir enerjiyi gerektirir olmustur. Tabiatiyla bir de söz konusu hadiselerin analizlerine iliskin gayretlerin ki bu bir deneme olabilir, roman olabilir, arastirma olabilir- karsilasmasi muhtemel zorluklari düsünecek olursak, Ayrikotunun önemi ve dünden yola çikarak bugüne ve yarina projeksiyon tutma çabasi daha iyi anlasilabilinir.

Daha dün kadar bir yakin tarihte gördük ki, bu ülkede bazi seylerin üstüne o gün itibariyla çok kararli bir biçimde gidiliyormus zanni verilebilmekte ve esasinda da kamuoyu bu zanla mesgul edilirken hadisenin üzeri bir güzel örtülebilmektedir. Susurluk bunun en tipik örnegidir. Sürekli aydinlik için bir dakika karanlik uygulamasindan tutun da sembolik birkaç figür üzerinden yürütülen toplum mühendisliginin vardigi sonuç o gün için koca bir belirsizlik olarak belleklerimize yerlestirilmedi mi? Peki Susurluk nerede kaldi?

Halil Coskun, romaninda genis bir açiyi kullanmak istiyor, hem de içine çok sey sigdirmayi isteyerek. Bunu basardigini söyleyebiliriz. Hele ki bu türün tematik kurgusundan dogan zorluklari göz önüne aldigimizda, Yazari kutlamak bir kadirsinaslik geregidir.

Harf yayinlarini da bu meyanda tebrik etmek gerekir. Kitap üzerinde titiz çalisilmis. Sayfa düzeninden kullanilan harf karakterine, satir araliklarindan sayfalarin dizaynina kadar gösterilen hassasiyet hemen kendini gösteriyor.

Hasili, Ayrikotu, Ülkemizde vuku bulan olaylar döngüsünün neligine iliskin önemli bir zihinsel dagarcigi eni konu kurcalamakla birlikte, yanibasimizda, gözümüzün önünde, sagimizda solumuzda cereyan eden hadiselerin çözümüne ve anlasilirligina dair de hatiri sayilir ipuçlariyla dolu.

Ayrikotu için Harf yayinlarina ve Halil Coskuna tesekkürler.
Erdal Çakir
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat