Doğudan Gelen Adam

Stok Kodu:
9786055828714
Boyut:
145-215
Sayfa Sayısı:
264
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2014-03
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
7.50
6.00
9786055828714
379577
Doğudan Gelen Adam
Doğudan Gelen Adam
6
Şeyh Bahid, bir yandan çayını karıştırıyor, bir yandan medresedeki görevinden bahsediyordu.

Öte yandan da kaçamak bakışlarla karşısındaki genç mollayı tartıyordu. Buharı üstünde tüten çaydan bir yudum aldıktan sonra lafı fazla dolaştırmadı: "Duydum ki her suale cevap veriyormuşsunuz.
Müsaade ederseniz benim de size bir sualim olacak."
Molla Sait, hiç tereddüt etmedi:
"Buyurun sorun, memnuniyetle cevaplandırmaya hazırım."
Soru lafını işittiklerinde, şeyhi getirenlerin yüreğindeki heyecan yeniden arttı. Burada cevap çok önemli olacaktı, çünkü soruyu soran İslam âleminin en tanınmış alimlerinden birisiydi. Sorulan soruya doğru cevap vermek demek cevap verenin kendisini bütün âlimlere kabul ettirmesi demek olacaktı. Çaycı da heyecanla bekleyenler arasındaydı. Bu genç mollanın daha önce şahit olduğu gibi yine doğru cevap vereceğine emindi ama içindeki heyecana bir türlü mani olamıyordu. Şeyh Bahid konuşmaya başlayınca nefesler tutuldu. Herkes uzun bir soru beklerken o gayet kısa ve öz bir soru sordu: "Avrupa ve Osmanlı hakkında ne düşünüyorsunuz, fikriniz nedir?"

Molla Sait bu kısa sorunun, aslında karışık zamanlar geçiren dünyaya bakışın bir özü olduğunu biliyordu. Soru "sehl-i mümteni" tarzında hazırlanmış basiretli bir soruydu ve yine aynı tarzda cevaplandırılması icap ediyordu. Bardağındaki son bir yudumu da içtikten sonra konuşmaya başladı:
"Avrupa bir İslam devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlı da Avrupa'ya amiledir.
Günü gelince o da onu doğuracak."
...Şeyh Bahid, önce çevresinde kendilerini dinleyenlere şaşkın gözlerle baktı: "Fesuphanallah, söyledikleri hususta ben de aynı şeyleri düşünüyorum." dedi.
Şeyh Bahid, bir yandan çayını karıştırıyor, bir yandan medresedeki görevinden bahsediyordu.

Öte yandan da kaçamak bakışlarla karşısındaki genç mollayı tartıyordu. Buharı üstünde tüten çaydan bir yudum aldıktan sonra lafı fazla dolaştırmadı: "Duydum ki her suale cevap veriyormuşsunuz.
Müsaade ederseniz benim de size bir sualim olacak."
Molla Sait, hiç tereddüt etmedi:
"Buyurun sorun, memnuniyetle cevaplandırmaya hazırım."
Soru lafını işittiklerinde, şeyhi getirenlerin yüreğindeki heyecan yeniden arttı. Burada cevap çok önemli olacaktı, çünkü soruyu soran İslam âleminin en tanınmış alimlerinden birisiydi. Sorulan soruya doğru cevap vermek demek cevap verenin kendisini bütün âlimlere kabul ettirmesi demek olacaktı. Çaycı da heyecanla bekleyenler arasındaydı. Bu genç mollanın daha önce şahit olduğu gibi yine doğru cevap vereceğine emindi ama içindeki heyecana bir türlü mani olamıyordu. Şeyh Bahid konuşmaya başlayınca nefesler tutuldu. Herkes uzun bir soru beklerken o gayet kısa ve öz bir soru sordu: "Avrupa ve Osmanlı hakkında ne düşünüyorsunuz, fikriniz nedir?"

Molla Sait bu kısa sorunun, aslında karışık zamanlar geçiren dünyaya bakışın bir özü olduğunu biliyordu. Soru "sehl-i mümteni" tarzında hazırlanmış basiretli bir soruydu ve yine aynı tarzda cevaplandırılması icap ediyordu. Bardağındaki son bir yudumu da içtikten sonra konuşmaya başladı:
"Avrupa bir İslam devletine hamiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlı da Avrupa'ya amiledir.
Günü gelince o da onu doğuracak."
...Şeyh Bahid, önce çevresinde kendilerini dinleyenlere şaşkın gözlerle baktı: "Fesuphanallah, söyledikleri hususta ben de aynı şeyleri düşünüyorum." dedi.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat