Eski ve Yeni Borçlar Kanununa Göre, Uygulamada Sebepsiz İktisap

Stok Kodu:
9786055412241
Boyut:
135-215
Sayfa Sayısı:
1480
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2011-05
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
49.50
39.60
9786055412241
136382
Eski ve Yeni Borçlar Kanununa Göre, Uygulamada Sebepsiz İktisap
Eski ve Yeni Borçlar Kanununa Göre, Uygulamada Sebepsiz İktisap
39.6
A) SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME KAVRAMI VE AMACI Sebepsiz iktisap, pozitif hukukun değer yargılarına göre hak edilmemiş bir iktisabın (kazanımın), meşru sayılamayacak bir nemalanmanın aynen veya nakden (parasal) tasfiyesine ve iadesine yönelik bir -alacak hakkından- ibarettir. Görüldüğü üzere sebepsiz iktisap hukuku, sabırlı ve titiz bir düşünsel çaba gerektiren, oldukça teknik ve karışık bir hukuk dalıdır. Gerçekten de sebepsiz zenginleşme hukuku, en az, sözleşmeye aykırılık, haksız fiil, haksız zilyetlik ve vekaletsiz işgörme kadar yüksek derecede teknik bir hukuk dalıdır. Haksız (sebepsiz) yere zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Zira haksız zenginleşme kökenli tasfiyenin son hedefi, özellikle alış-veriş yaşamanın kararlı ve güvenli biçimde işlerliği uğruna ister istemez katlanılan iktisaplarla ortaya çıkan adaletsizlikleri sonradan düzeltmektir (Serozan, Rona: İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, İst. 2002, sh. 254 vd. ). Savigny sebepsiz zenginleşmeyi -Başkalarının hukuka aykırı davranışları ile bizim malvarlığımızdan hukuksal bir neden olmaksızın zenginleşmesi- olarak tanımlamıştır. Davalının sebepsiz zenginleşme davasının şartlarının tüm sebepsiz zenginleşme hallerini içerecek şekilde saptamak pek olanaklı görülmemektedir. Sebepsiz zenginleşme davasının amacı, malvarlıkları kaymalarını telafi etmektir. Bazı yaşam olayları karşısında görülmüştür ki adaletli sonuca ulaşabilmek için gerek sözleşme ve gerekse haksız fiil hükümleri yetersiz kalmaktadır. İşte tam bu ortamda imdada -sebepsiz zenginleşme- kurumu yetişmektedir. Zira bu kurumun temelinde hakkaniyet düşüncesi yatmaktadır. Gerçekten de çağdaş hukuklardaki sebepsiz zenginleşmenin başlıca kaynağını Romalı hukukçu Ponponiusun şu cümlesinde bulmak olanaklıdır: -Bir kimsenin başkasının zararına zenginleşmesi adaletle bağdaşmaz. - Pek âlâ bu adalet nasıl gerçekleşecektir' Öncelikle 818 sayılı BK. 61 (TBK. 77) vd. maddelerinde düzenlenen hükümler sayesinde gerçekleşeceğinde kuşku yoktur. Bu konuda İsviçre Federal Mahkemesi kararında aynen şunlar yazılıdır: -Hukuk düzeninin getirdiği bazı hukuki sonuçların ve durumların maddi ihtiyaçları tam olarak karşılamadığı noktalarda, bu hukuki etkiyi düzeltmek bakımından gene aynı hukuk düzeni sebepsiz zenginleşme kurumu aracılığı ile iade yükümlülüğü getirmiştir- (BGE 64 11 130). B) NEDEN UYGULAMAYA AĞIRLIK VERİLMİŞTİR İşte bu (yukarıdaki) nedenlerle sebepsiz iktisap kurumunu salt yasal düzenlemeye ilişkin bilimselöğretiye değil de tamamen uygulamaya dayanarak açıklamayı üstün tuttuk. Yeri geldiği zaman ise bilimselöğreti ile sıkı bir ilişki kurulmuştur. İçtihat (Yargıtay uygulaması) hukukun canlı kaynağıdır. Zira içtihat sosyal gerçeğin bulucusu, sosyal düzen ve adaletin kurucusudur. Öte yandan içtihat gözden geçirilebilen, açık hukuka aykırılığın gözlenmesi veya pozitif hukuk içinde kalınmak kaydı ile gelişen ihtiyaç ve eğilimlere göre değiştirilebilen bir hukuk kaynağıdır. Uygulamanın verdiği deneyime ve gözleme dayanarak söyleyebilirim ki, sebepsiz iktisabı örneklerle canlandırmak (Yargıtay Kararları ile açıklamak), onu tanımlamaktan, bilimsel yolla açıklamaktan çok daha iyi, kolay ve çabuk tanıtacak ve öğretecektir. Zira kitabın okuyucu hedefi hakimler ve avukatlardır; yani uygulayıcılardır. Her yeni kanun (örneğin yeni Türk Borçlar Kanunu) malzemesini maziden (geçmişten) alır. Hele ilgili düzenlemede hüküm değişikliği yapılmamışsa (ki sebepsiz zenginleşmeye ilişkin üçüncü ayrımda esaslı bir yenilik fazla bulunmamaktadır) eski malzemeden (yani kanunun yürürlüğünden önceki tarihi taşıyan içtihatlardan) yararlanmak kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelir. Bu nedenle uygulayıcı (hakim, avukat, hukuk danışmanı vs. ) en eski tarihli bir Yargıtay kararından rahatlıkla faydalanabilecektir. Zira ortada haksız olan bir zenginleşmenin geri verilmesi söz konusudur. C) TERİM İncelenen dava türü ile ilgili olarak sebepsiz zenginleşme (nitekim yeni Türk Borçlar Kanunu bu terimi kullanmıştır), haksız zenginleşme, nedensiz zenginleşme, haksız iktisap, sebepsiz iktisap, nedensiz edinim, haksız (sebepsiz) iktisap terimlerinin bilimselöğretide ve uygulamada kullanıldığı gözlenmiştir. Bu terimlerin hepsi de amacı anlatmaya yeterli bulunmaktadır. Kitapta tüm bu terimler özgür olarak kullanılmıştır. Zira tüm terimlerle -kimse başkasının zararına haksız yere zenginleşemez- şeklinde ifade edilen hakkaniyet kuralı ifade edilmek istenmiştir.
A) SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME KAVRAMI VE AMACI Sebepsiz iktisap, pozitif hukukun değer yargılarına göre hak edilmemiş bir iktisabın (kazanımın), meşru sayılamayacak bir nemalanmanın aynen veya nakden (parasal) tasfiyesine ve iadesine yönelik bir -alacak hakkından- ibarettir. Görüldüğü üzere sebepsiz iktisap hukuku, sabırlı ve titiz bir düşünsel çaba gerektiren, oldukça teknik ve karışık bir hukuk dalıdır. Gerçekten de sebepsiz zenginleşme hukuku, en az, sözleşmeye aykırılık, haksız fiil, haksız zilyetlik ve vekaletsiz işgörme kadar yüksek derecede teknik bir hukuk dalıdır. Haksız (sebepsiz) yere zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. Zira haksız zenginleşme kökenli tasfiyenin son hedefi, özellikle alış-veriş yaşamanın kararlı ve güvenli biçimde işlerliği uğruna ister istemez katlanılan iktisaplarla ortaya çıkan adaletsizlikleri sonradan düzeltmektir (Serozan, Rona: İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, İst. 2002, sh. 254 vd. ). Savigny sebepsiz zenginleşmeyi -Başkalarının hukuka aykırı davranışları ile bizim malvarlığımızdan hukuksal bir neden olmaksızın zenginleşmesi- olarak tanımlamıştır. Davalının sebepsiz zenginleşme davasının şartlarının tüm sebepsiz zenginleşme hallerini içerecek şekilde saptamak pek olanaklı görülmemektedir. Sebepsiz zenginleşme davasının amacı, malvarlıkları kaymalarını telafi etmektir. Bazı yaşam olayları karşısında görülmüştür ki adaletli sonuca ulaşabilmek için gerek sözleşme ve gerekse haksız fiil hükümleri yetersiz kalmaktadır. İşte tam bu ortamda imdada -sebepsiz zenginleşme- kurumu yetişmektedir. Zira bu kurumun temelinde hakkaniyet düşüncesi yatmaktadır. Gerçekten de çağdaş hukuklardaki sebepsiz zenginleşmenin başlıca kaynağını Romalı hukukçu Ponponiusun şu cümlesinde bulmak olanaklıdır: -Bir kimsenin başkasının zararına zenginleşmesi adaletle bağdaşmaz. - Pek âlâ bu adalet nasıl gerçekleşecektir' Öncelikle 818 sayılı BK. 61 (TBK. 77) vd. maddelerinde düzenlenen hükümler sayesinde gerçekleşeceğinde kuşku yoktur. Bu konuda İsviçre Federal Mahkemesi kararında aynen şunlar yazılıdır: -Hukuk düzeninin getirdiği bazı hukuki sonuçların ve durumların maddi ihtiyaçları tam olarak karşılamadığı noktalarda, bu hukuki etkiyi düzeltmek bakımından gene aynı hukuk düzeni sebepsiz zenginleşme kurumu aracılığı ile iade yükümlülüğü getirmiştir- (BGE 64 11 130). B) NEDEN UYGULAMAYA AĞIRLIK VERİLMİŞTİR İşte bu (yukarıdaki) nedenlerle sebepsiz iktisap kurumunu salt yasal düzenlemeye ilişkin bilimselöğretiye değil de tamamen uygulamaya dayanarak açıklamayı üstün tuttuk. Yeri geldiği zaman ise bilimselöğreti ile sıkı bir ilişki kurulmuştur. İçtihat (Yargıtay uygulaması) hukukun canlı kaynağıdır. Zira içtihat sosyal gerçeğin bulucusu, sosyal düzen ve adaletin kurucusudur. Öte yandan içtihat gözden geçirilebilen, açık hukuka aykırılığın gözlenmesi veya pozitif hukuk içinde kalınmak kaydı ile gelişen ihtiyaç ve eğilimlere göre değiştirilebilen bir hukuk kaynağıdır. Uygulamanın verdiği deneyime ve gözleme dayanarak söyleyebilirim ki, sebepsiz iktisabı örneklerle canlandırmak (Yargıtay Kararları ile açıklamak), onu tanımlamaktan, bilimsel yolla açıklamaktan çok daha iyi, kolay ve çabuk tanıtacak ve öğretecektir. Zira kitabın okuyucu hedefi hakimler ve avukatlardır; yani uygulayıcılardır. Her yeni kanun (örneğin yeni Türk Borçlar Kanunu) malzemesini maziden (geçmişten) alır. Hele ilgili düzenlemede hüküm değişikliği yapılmamışsa (ki sebepsiz zenginleşmeye ilişkin üçüncü ayrımda esaslı bir yenilik fazla bulunmamaktadır) eski malzemeden (yani kanunun yürürlüğünden önceki tarihi taşıyan içtihatlardan) yararlanmak kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelir. Bu nedenle uygulayıcı (hakim, avukat, hukuk danışmanı vs. ) en eski tarihli bir Yargıtay kararından rahatlıkla faydalanabilecektir. Zira ortada haksız olan bir zenginleşmenin geri verilmesi söz konusudur. C) TERİM İncelenen dava türü ile ilgili olarak sebepsiz zenginleşme (nitekim yeni Türk Borçlar Kanunu bu terimi kullanmıştır), haksız zenginleşme, nedensiz zenginleşme, haksız iktisap, sebepsiz iktisap, nedensiz edinim, haksız (sebepsiz) iktisap terimlerinin bilimselöğretide ve uygulamada kullanıldığı gözlenmiştir. Bu terimlerin hepsi de amacı anlatmaya yeterli bulunmaktadır. Kitapta tüm bu terimler özgür olarak kullanılmıştır. Zira tüm terimlerle -kimse başkasının zararına haksız yere zenginleşemez- şeklinde ifade edilen hakkaniyet kuralı ifade edilmek istenmiştir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat