Makyavelin Yalnızlığı ve Başka Metinler Althusserin Mirası

Stok Kodu:
9789756790373
Boyut:
135-195
Sayfa Sayısı:
394
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2000
Çeviren:
Seda Çarmık, Alaeddin Şenel, Turhan Ilgaz
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
8.33
6.67
9789756790373
89584
Makyavelin Yalnızlığı
Makyavelin Yalnızlığı ve Başka Metinler Althusserin Mirası
6.666
Makyavel´in Yalnızlığı Althusser´in kuramını oluşturan önemli çalışmalarını ya da Althusser'in Mirasını bir araya getiriyor. Bu kitap Althusser´in Türkçe´de şimdiye kadar yayımlanmamış bazı temel çalışmalarını da okura sunuyor. Althusser´in doktora savunusu {Marx İçin ve Kapital´i Okumak adlı kitaplarını temel alan) Amiens Savunusu ile Makyavel´in Yalnızlığı yayımlanmamış olan temel çalışmalardan ikisi... Marksizmin eyleyicilerinin/öğretmenlerinin sadece iyi bir öğrencisi olduğunu beyan eden ve fiilen mevcut olan kuram dünyasında âdeta Makyavel kadar yalnız olan Althusser, hedefinin/girişiminin Marx´ın anlaşılabileceği temelleri göstermek olduğunu söylüyordu: "Benim kuşağım... Çağdaş tarihin büyük sınıf mücadelelerine yakalanmış bir halde, İşçi Hareketinin kavgalarını yükümlenmiştik ve Marksist olmak istiyorduk. Oysa, Marksist olmak ve kendini Marksist kuram içinde bulmak, kolay değildi, çünkü daha önceki dogmatizm kendi varlığını, insan (hümanizm) üzerine yapılan ´Marksist´ felsefî gevezeliklerle sürdürüyordu. Ve bu gevezelikler, genç Marx´ın yapıtlarının lafzına dayanan tarihin sınavlarıyla bulanıklaşmış bir düşünceyi bir parça aydınlık bir şekilde görebilmek için Marx´a geri dönmek gerekiyordu. Girişimimin siyasî anlamı üzerinde durmuyorum: Bu girişim, dogmatizmi hümanist ideolojinin sağcılığı üzerinden değil, ama kuramsal hümanizma-karşıtlığının, ampirizm-karşıtlığının ve ekonomizm-karşıtlığının solculuğu üzerinden eleştirmek gibi ve hiç affedilmeyen bir özgünlük sunuyordu. Marksist dogmatizm ve hümanizm tarafından, tahrif edilmiş olan Marksist kurama, kuram ve devrimci kuram kimliklerinin bir kısmını geri vermek gerekiyordu. Marx, Kapital´in önsözünde, ´kendi kafalanyla düşünen okurlar´ temenni etmişti. Marx´in düşünmüş olduğu şeyi düşünmeye kalkışmak için, asgariden yapılması gereken, onun düşünmüş olduğu şeyi ´kendi kafamızla düşünmekten´ aynlmaksızın ona geri dönmekti. Marx´ın düşüncesinin mâruz bırakılmış olduğu yıkıcılıklara karşı, şöyle basit bir düşünce üzerinde diretmek bana kaçınılmaz göründü: Marx´in düşüncesinin duyulmadık ve devrimci niteliği üzerinde diretmek. Duyulmadık, çünkü Marx, ... tarih bilimi diye adlandırılabilecek olan (devrimci) ´bilimi´ kurmuştu. Devrimci, çünkü proletaryayı mücadelesi içinde silahlandıran bu bilimsel keşif, felsefede bir altüst oluşa yol açıyordu. Benim yalnızca hissettirmek değil, ama ayrıca algılatmak ve eğer mümkünse kavratmak istediğim şey, Marx´in, kuramda da pratikte de devrimci olan bu yeniliği, bu radikal farklılığıydı, çünkü işçi hareketi ve onun müttefikleri için, bu farklılığın düşünülmüş olmasının, siyaseten ve kuramsal yönden yaşamsal olduğunu düşünüyordum, ve hâlâ öyle düşünüyorum."
Makyavel´in Yalnızlığı Althusser´in kuramını oluşturan önemli çalışmalarını ya da Althusser'in Mirasını bir araya getiriyor. Bu kitap Althusser´in Türkçe´de şimdiye kadar yayımlanmamış bazı temel çalışmalarını da okura sunuyor. Althusser´in doktora savunusu {Marx İçin ve Kapital´i Okumak adlı kitaplarını temel alan) Amiens Savunusu ile Makyavel´in Yalnızlığı yayımlanmamış olan temel çalışmalardan ikisi... Marksizmin eyleyicilerinin/öğretmenlerinin sadece iyi bir öğrencisi olduğunu beyan eden ve fiilen mevcut olan kuram dünyasında âdeta Makyavel kadar yalnız olan Althusser, hedefinin/girişiminin Marx´ın anlaşılabileceği temelleri göstermek olduğunu söylüyordu: "Benim kuşağım... Çağdaş tarihin büyük sınıf mücadelelerine yakalanmış bir halde, İşçi Hareketinin kavgalarını yükümlenmiştik ve Marksist olmak istiyorduk. Oysa, Marksist olmak ve kendini Marksist kuram içinde bulmak, kolay değildi, çünkü daha önceki dogmatizm kendi varlığını, insan (hümanizm) üzerine yapılan ´Marksist´ felsefî gevezeliklerle sürdürüyordu. Ve bu gevezelikler, genç Marx´ın yapıtlarının lafzına dayanan tarihin sınavlarıyla bulanıklaşmış bir düşünceyi bir parça aydınlık bir şekilde görebilmek için Marx´a geri dönmek gerekiyordu. Girişimimin siyasî anlamı üzerinde durmuyorum: Bu girişim, dogmatizmi hümanist ideolojinin sağcılığı üzerinden değil, ama kuramsal hümanizma-karşıtlığının, ampirizm-karşıtlığının ve ekonomizm-karşıtlığının solculuğu üzerinden eleştirmek gibi ve hiç affedilmeyen bir özgünlük sunuyordu. Marksist dogmatizm ve hümanizm tarafından, tahrif edilmiş olan Marksist kurama, kuram ve devrimci kuram kimliklerinin bir kısmını geri vermek gerekiyordu. Marx, Kapital´in önsözünde, ´kendi kafalanyla düşünen okurlar´ temenni etmişti. Marx´in düşünmüş olduğu şeyi düşünmeye kalkışmak için, asgariden yapılması gereken, onun düşünmüş olduğu şeyi ´kendi kafamızla düşünmekten´ aynlmaksızın ona geri dönmekti. Marx´ın düşüncesinin mâruz bırakılmış olduğu yıkıcılıklara karşı, şöyle basit bir düşünce üzerinde diretmek bana kaçınılmaz göründü: Marx´in düşüncesinin duyulmadık ve devrimci niteliği üzerinde diretmek. Duyulmadık, çünkü Marx, ... tarih bilimi diye adlandırılabilecek olan (devrimci) ´bilimi´ kurmuştu. Devrimci, çünkü proletaryayı mücadelesi içinde silahlandıran bu bilimsel keşif, felsefede bir altüst oluşa yol açıyordu. Benim yalnızca hissettirmek değil, ama ayrıca algılatmak ve eğer mümkünse kavratmak istediğim şey, Marx´in, kuramda da pratikte de devrimci olan bu yeniliği, bu radikal farklılığıydı, çünkü işçi hareketi ve onun müttefikleri için, bu farklılığın düşünülmüş olmasının, siyaseten ve kuramsal yönden yaşamsal olduğunu düşünüyordum, ve hâlâ öyle düşünüyorum."
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat