Mavikara

Stok Kodu:
9789750801501
Boyut:
160-160
Sayfa Sayısı:
56
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
1999-12
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
1.Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
%20 indirimli
1.94
1.55
9789750801501
9992
Mavikara
Mavikara
1.554
Şair yoksulluğumla geliyorum sana gündüşüm. Peltek bir veda sözcüğüyle Göğsünün ortayerine bıraktığım Çakar almaz aşkımı soluklandırıp dönüyorum Kendi kentime. "Mineli Dağınık Mavi Kutu"nun kapağı açıldığında, "Mavikara" tonunda şiirlerle tanışacak, ilk kitabın büyüsüne siz de tanık olacaksınız. (Arka Kapak) OKUR Yalındır Az okunmuş ipliksi safirlerden Kedilerin düşlerinde unutulmuş Çocuk seslerinden Bu tarz yalanlardan dem vurur Ayakları yaz kış üşür Niye kendi gözlerine hiç çekilmez Aslında bilinir Kekredir dili Deniz kıyısında oturur sabahları Kimse görmesin diye Nerelere girip çıktığını öğle vakti İsimsiz Acıyı seyreltir Parmak uçlarında yürümekten sıkıldığında Kalemiyle Zanneder ki şiirdir yazdıklarım Tadımlık BU ŞEHİR Evliyanın terkisinde yanan Mavimsi alev, göğe doğru Koyu sıvı, biçimsiz düş Dipsiz kelimeler, dev Güz kelebekleri, mosmor Dudaklara oturan öpüş Musikiyle matlaşan kırmızı Göl balığı, dikenleri Güdük kalmış gürbüz çalı Tasavvurun sınırı çöküş AKİK Akşam her dilde sakin şakayık Esmer bir kadınca Okşanır rüyasında akik Kaybolur dehlizlerinde meltem Ağzında rikkatin yarası Ağır hazin yağdıkça ağaçlar Gam tutar dilin hası saklanır Şiirin gamsız kör taşı DÜZLÜK BEKÇİLERİ Yaz sonu Masum tekerlemelerle çöken İçedönük sızıydı kitap Öperdik Göğe salıp kılaptan zinciri Küle bulanmış Elyazması sayfaları rüzgâra Kendimize saklardık sihri Doğuramadığımız sahici ikiz Mecaz Bir bir kavuşturur kollarımızı Yüz çevirir Dinlerdik bitmiş seferi Sağır ve sası Düzlük bekçileriydik kundaktan ÜNER SADİ Kum fırtınasıdır kollarımdan Akar kendi leylî çölüne şefkat Çölü olmayan, ben Üner Sadi Kor ve doğmamış, eski Ve tozlu Utancıyım kelimenin Dilimden avcı bir kervan geçer sabahları Ya ben serap ya mahmur develer Su, yün kokusu ve ten gibi Çırılçıplak rahatsızlıklar Yerimden düşe kalkar acemi Kahve sürmediği kimsenin Akran bir ateşe giderim Cenin MAVİKARA Şair yoksulluğumla geliyorum sana gündüşüm. Peltek bir veda sözcüğüyle Göğsünün ortayerine bıraktığım Çakar almaz aşkımı soluklandırıp dönüyorum Kendi kentime. Kancık bir kuyuya atıyorum bedenimi Mor dudaklarıma mahpus munis tebessüm. Karaşın karınca duaları yazan hattat dedelerime Parmağındaki elifi anlatırken Yüzüme yezit kedimin kuyruğu dokunuyor. Sabah ve Ankara Küçük bir kız kadar şaşkınşirin Mavikara treni kaçırdığım rüya. Kök fırçanın kâhin kılları senin varsıllığın, Yüzünden deliren peri masalı, Annegöğsündeki uç pembe sema. Bir şehveti karşılar gibi nazik Perdesiz odana alıyorsun ensest kardeşliğimi, Cürmü çürük şairlerin erkek sözlerine gülerken Elimi kendine ayırıyorsun Has sevincin parmağındaki elife sarmaşık. Kanıyorum ben gündüşüm. Akşam ve Ankara Beyaz bir ölüm kadar usluuzun Mavikara trene bindiğim rüya. ÇATILARDA DİLSİZ Kayısı sevgilim ve ben elma Yanaklarında iki çift dudak iziyle Terk ettik güpegündüz: Başını yana eğen bir çocuk vardı Turunç bakışlarında, Çatılarda dilsiz iki kız ikiz Yarım kalırdı sevişmemiz. ÖYLE DERİN Sizden bana kalan ama teninizdeki Ürperti, baş aşağı suya bırakılmış Bir kulbu çatlak aliterasyon testisi. Hangi sözlükte karşılaşsak gözleriniz Sık koruluk, dudaklarınız öyle derin, Neden' Kimle tırmansam şiirin seher alev Tepesine, peşimde parmaklarınız; düş Sadece siz, belli ki ikiz, Belki biz. SAKA KUŞUNDA Sarsak tınılı bir viyolonselde işittim İlk sizi ben, titrememiş bir diyezdiniz Henüz. Kasıklarıma yürüyen saka kuşunda Avuçlarınızı, bu şehir ötekine uyanırken Boynunuzdaki allegroyu tanıdım: Bir ufaklık gördüm uykulu sokakta Okula giden, cebinize soktum Ellerimi; Saçlarınız hâlâ ıslak, sırtınızda Kayıtsız bir tel, Yel. ODADA AYNA Hiç bilmediniz siz odamdaki keşiş Kulesini, şurası eğri gibi duruyor mu Söyleyemediniz, gülümseyemediniz suyu Ağzınızın dişlerinizin arasında. Ben de size bu odada ayna yasağı Hep olduğunu, ayna sözcüğüne rahim Kalp şiirleri imha ettiğimi, ne de Ara ara rüyalar gördüğümü penceredeki Rahneden süzülen kulenin bahçeye Dağılıp raks ettiği sayfalar ve sayfalar Söyleyebildim. Bu oda kitsch, siz farz edin piç, Belleğim.
Şair yoksulluğumla geliyorum sana gündüşüm. Peltek bir veda sözcüğüyle Göğsünün ortayerine bıraktığım Çakar almaz aşkımı soluklandırıp dönüyorum Kendi kentime. "Mineli Dağınık Mavi Kutu"nun kapağı açıldığında, "Mavikara" tonunda şiirlerle tanışacak, ilk kitabın büyüsüne siz de tanık olacaksınız. (Arka Kapak) OKUR Yalındır Az okunmuş ipliksi safirlerden Kedilerin düşlerinde unutulmuş Çocuk seslerinden Bu tarz yalanlardan dem vurur Ayakları yaz kış üşür Niye kendi gözlerine hiç çekilmez Aslında bilinir Kekredir dili Deniz kıyısında oturur sabahları Kimse görmesin diye Nerelere girip çıktığını öğle vakti İsimsiz Acıyı seyreltir Parmak uçlarında yürümekten sıkıldığında Kalemiyle Zanneder ki şiirdir yazdıklarım Tadımlık BU ŞEHİR Evliyanın terkisinde yanan Mavimsi alev, göğe doğru Koyu sıvı, biçimsiz düş Dipsiz kelimeler, dev Güz kelebekleri, mosmor Dudaklara oturan öpüş Musikiyle matlaşan kırmızı Göl balığı, dikenleri Güdük kalmış gürbüz çalı Tasavvurun sınırı çöküş AKİK Akşam her dilde sakin şakayık Esmer bir kadınca Okşanır rüyasında akik Kaybolur dehlizlerinde meltem Ağzında rikkatin yarası Ağır hazin yağdıkça ağaçlar Gam tutar dilin hası saklanır Şiirin gamsız kör taşı DÜZLÜK BEKÇİLERİ Yaz sonu Masum tekerlemelerle çöken İçedönük sızıydı kitap Öperdik Göğe salıp kılaptan zinciri Küle bulanmış Elyazması sayfaları rüzgâra Kendimize saklardık sihri Doğuramadığımız sahici ikiz Mecaz Bir bir kavuşturur kollarımızı Yüz çevirir Dinlerdik bitmiş seferi Sağır ve sası Düzlük bekçileriydik kundaktan ÜNER SADİ Kum fırtınasıdır kollarımdan Akar kendi leylî çölüne şefkat Çölü olmayan, ben Üner Sadi Kor ve doğmamış, eski Ve tozlu Utancıyım kelimenin Dilimden avcı bir kervan geçer sabahları Ya ben serap ya mahmur develer Su, yün kokusu ve ten gibi Çırılçıplak rahatsızlıklar Yerimden düşe kalkar acemi Kahve sürmediği kimsenin Akran bir ateşe giderim Cenin MAVİKARA Şair yoksulluğumla geliyorum sana gündüşüm. Peltek bir veda sözcüğüyle Göğsünün ortayerine bıraktığım Çakar almaz aşkımı soluklandırıp dönüyorum Kendi kentime. Kancık bir kuyuya atıyorum bedenimi Mor dudaklarıma mahpus munis tebessüm. Karaşın karınca duaları yazan hattat dedelerime Parmağındaki elifi anlatırken Yüzüme yezit kedimin kuyruğu dokunuyor. Sabah ve Ankara Küçük bir kız kadar şaşkınşirin Mavikara treni kaçırdığım rüya. Kök fırçanın kâhin kılları senin varsıllığın, Yüzünden deliren peri masalı, Annegöğsündeki uç pembe sema. Bir şehveti karşılar gibi nazik Perdesiz odana alıyorsun ensest kardeşliğimi, Cürmü çürük şairlerin erkek sözlerine gülerken Elimi kendine ayırıyorsun Has sevincin parmağındaki elife sarmaşık. Kanıyorum ben gündüşüm. Akşam ve Ankara Beyaz bir ölüm kadar usluuzun Mavikara trene bindiğim rüya. ÇATILARDA DİLSİZ Kayısı sevgilim ve ben elma Yanaklarında iki çift dudak iziyle Terk ettik güpegündüz: Başını yana eğen bir çocuk vardı Turunç bakışlarında, Çatılarda dilsiz iki kız ikiz Yarım kalırdı sevişmemiz. ÖYLE DERİN Sizden bana kalan ama teninizdeki Ürperti, baş aşağı suya bırakılmış Bir kulbu çatlak aliterasyon testisi. Hangi sözlükte karşılaşsak gözleriniz Sık koruluk, dudaklarınız öyle derin, Neden' Kimle tırmansam şiirin seher alev Tepesine, peşimde parmaklarınız; düş Sadece siz, belli ki ikiz, Belki biz. SAKA KUŞUNDA Sarsak tınılı bir viyolonselde işittim İlk sizi ben, titrememiş bir diyezdiniz Henüz. Kasıklarıma yürüyen saka kuşunda Avuçlarınızı, bu şehir ötekine uyanırken Boynunuzdaki allegroyu tanıdım: Bir ufaklık gördüm uykulu sokakta Okula giden, cebinize soktum Ellerimi; Saçlarınız hâlâ ıslak, sırtınızda Kayıtsız bir tel, Yel. ODADA AYNA Hiç bilmediniz siz odamdaki keşiş Kulesini, şurası eğri gibi duruyor mu Söyleyemediniz, gülümseyemediniz suyu Ağzınızın dişlerinizin arasında. Ben de size bu odada ayna yasağı Hep olduğunu, ayna sözcüğüne rahim Kalp şiirleri imha ettiğimi, ne de Ara ara rüyalar gördüğümü penceredeki Rahneden süzülen kulenin bahçeye Dağılıp raks ettiği sayfalar ve sayfalar Söyleyebildim. Bu oda kitsch, siz farz edin piç, Belleğim.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat