Mimari ve Aşk Bir Mimar Sinan Romanı

Stok Kodu:
9786054092451
Boyut:
155-215
Sayfa Sayısı:
478
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2014-07
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
19.80
15.84
9786054092451
383701
Mimari ve Aşk
Mimari ve Aşk Bir Mimar Sinan Romanı
15.84
Sean Boyer, Amerikalı bir mimardır. Evlerinin kitaplığında Osmanlı Mima­risi adlı bir kitaba rastlar. Yazarı, Türk asıllı büyükbabası, emekli bir üniversite profe­sörü olan mimardır. Kitaptaki Mimar Sinan bölümünden çok etkilenir. Mimar Si­nanı anlamak ve hakkında bir kitap yazmak tutkusu ile İstanbul, Edirne, Manisa, Kayseri, Budapeşte, Kırımı dolaşır. Sinanın eserlerinin izlerini sürerken, hem onun dünyasına hem de kendi iç dünyasına yolculuklar yapacaktır ve İstanbulda yeni bir aşkı tadacaktır. Roman bu iki eksen üstünde paralel ola­rak gelişir.

16. Yüzyıl Osmanlı dönemine, İstanbulun fethine, bugünün Türkiyesine, Si­nanın ve roman kahramanının çocukluğuna uzanan iç içe geçmiş kurgularla oluş­turduğu metne, tarihsel perspektifin yanı sıra kendi gözlemlerini de katarak Türk insanını ve İstanbulu da betimlerken, aynı zamanda İstanbulun labirentle­rinde kendi yolunu arayıp bulmaya çalışır Sean Boyer; imparatorluğun tarihinde ise kendi hikâyesini ve Mimar Sinanın yaşamını keşfeder

Bundan tam 500 yıl önce, Kayserinin Ağırnas köyünde Rumlar, Ermeniler ve Türkler bir arada yaşardı. Yusufun taşa, ağaca şekil vererek aylak aylak dolaştığı günlerde Yavuz Sultan Selim tahttadır. Yaya bir birlik köye gelir bir gün. Sultan, kendi hizmetine köylerden oğlan devşirecektir. Dülgerin oğlu Yusuf seçilenler ara­sındadır. Sünnet edilir, Müslüman olur. Adı artık Sinandır. Sinan 17 yıl yeniçeri olarak seferlere katıldıktan sonra, 40 yaşında Osmanlı Sarayının Mimarbaşı olur. Kanuni Sultan Süleymanın kızı Mihrimah Sultana âşık olur, fakat Hürrem Sul­tanın entrikaları sonunda sevdiği kızı Rüstem Paşaya kaptı­rır. Aşkı platonik aşk­tan, tasavvuf aşka dönüşür. Sevgili adına camiler inşa eder
Sean Boyer, Amerikalı bir mimardır. Evlerinin kitaplığında Osmanlı Mima­risi adlı bir kitaba rastlar. Yazarı, Türk asıllı büyükbabası, emekli bir üniversite profe­sörü olan mimardır. Kitaptaki Mimar Sinan bölümünden çok etkilenir. Mimar Si­nanı anlamak ve hakkında bir kitap yazmak tutkusu ile İstanbul, Edirne, Manisa, Kayseri, Budapeşte, Kırımı dolaşır. Sinanın eserlerinin izlerini sürerken, hem onun dünyasına hem de kendi iç dünyasına yolculuklar yapacaktır ve İstanbulda yeni bir aşkı tadacaktır. Roman bu iki eksen üstünde paralel ola­rak gelişir.

16. Yüzyıl Osmanlı dönemine, İstanbulun fethine, bugünün Türkiyesine, Si­nanın ve roman kahramanının çocukluğuna uzanan iç içe geçmiş kurgularla oluş­turduğu metne, tarihsel perspektifin yanı sıra kendi gözlemlerini de katarak Türk insanını ve İstanbulu da betimlerken, aynı zamanda İstanbulun labirentle­rinde kendi yolunu arayıp bulmaya çalışır Sean Boyer; imparatorluğun tarihinde ise kendi hikâyesini ve Mimar Sinanın yaşamını keşfeder

Bundan tam 500 yıl önce, Kayserinin Ağırnas köyünde Rumlar, Ermeniler ve Türkler bir arada yaşardı. Yusufun taşa, ağaca şekil vererek aylak aylak dolaştığı günlerde Yavuz Sultan Selim tahttadır. Yaya bir birlik köye gelir bir gün. Sultan, kendi hizmetine köylerden oğlan devşirecektir. Dülgerin oğlu Yusuf seçilenler ara­sındadır. Sünnet edilir, Müslüman olur. Adı artık Sinandır. Sinan 17 yıl yeniçeri olarak seferlere katıldıktan sonra, 40 yaşında Osmanlı Sarayının Mimarbaşı olur. Kanuni Sultan Süleymanın kızı Mihrimah Sultana âşık olur, fakat Hürrem Sul­tanın entrikaları sonunda sevdiği kızı Rüstem Paşaya kaptı­rır. Aşkı platonik aşk­tan, tasavvuf aşka dönüşür. Sevgili adına camiler inşa eder
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat