Mitler ve Efsaneler

Stok Kodu:
9786055935146
Boyut:
165-235
Sayfa Sayısı:
490
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2010-06
Çeviren:
İmdat Yeğen
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
9.60
7.68
9786055935146
116990
Mitler ve Efsaneler
Mitler ve Efsaneler
7.68
Eski Yunan dilinde "söylenen ya da duyulan söz" anlamında kulla¬nılan "mitos" sözcüğünden gelen mit, masal, efsane, öykü anlamını taşır. İlkel insanlarla il¬gili araştırmalardan öğrendiğimize göre, atala¬rımız beklentilerinin gerçekleşmesi için, bunlar sanki olmuş gibi bazı davranışlarda bulunur¬lardı. Örneğin yağmur yağsın diye toprağa su dökerler ya da korktukları ve ölmesini iste-dikleri yabanıl hayvanların ve düşmanlarının ok ve mızraklar saplanmış resimlerini çizer¬lerdi. Yanan bir tekerleği yerde yuvarlamakla Ay ve Güneş'in yeniden doğmasını sağladık¬larına inanırlardı. Zamanla birçok insanın katılmasıyla daha uzun ve karmaşık öyküler doğdu. Bazı kadın ve erkekler öyküyü canlan¬dırmak için maskeler takarken bazıları da davul çalarak açıklamalar yapardı. Kral Gü¬neş'i, kraliçe de Dünya'yı ya da Ay'ı canlandı¬rır, Güneş'in Dünya'yı karanlıktan ve ölüm¬den kurtarışı sahnelenirdi. Giderek bu oyun¬lardaki törensel nitelik unutuldu, öyküleri halk ozanları anlatmaya başladı. O çağlarda bu ozanlar kralın ve halkın gözünde çok saygın kişilerdi. Efsane sözcüğü ise çok sonraki tarihlerde ortaya çıktı. Aslında Farsça'da masal ve söylence anlamına gelen bu sözcük Türkçede biraz anlam değişikliğine uğrayarak doğaüstü olaylara ilişkin söylenceler karşılığı olarak kullanılmaktadır. Zamanla mitlerle efsaneler karıştı. Yeryüzündeki çeşitli efsanelerin to¬parlanıp derlenmesi ve yazıya dökülmesi so¬nucu önemli bir kaynak ortaya çıkmış oldu. Mitoloji adı verilen bu kaynak Anadolu, Mezopotamya, Girit, Fenike, Mısır ve benze¬ri uygarlıkların sözlü geleneklerinden doğan evrensel bir bütündür.
Eski Yunan dilinde "söylenen ya da duyulan söz" anlamında kulla¬nılan "mitos" sözcüğünden gelen mit, masal, efsane, öykü anlamını taşır. İlkel insanlarla il¬gili araştırmalardan öğrendiğimize göre, atala¬rımız beklentilerinin gerçekleşmesi için, bunlar sanki olmuş gibi bazı davranışlarda bulunur¬lardı. Örneğin yağmur yağsın diye toprağa su dökerler ya da korktukları ve ölmesini iste-dikleri yabanıl hayvanların ve düşmanlarının ok ve mızraklar saplanmış resimlerini çizer¬lerdi. Yanan bir tekerleği yerde yuvarlamakla Ay ve Güneş'in yeniden doğmasını sağladık¬larına inanırlardı. Zamanla birçok insanın katılmasıyla daha uzun ve karmaşık öyküler doğdu. Bazı kadın ve erkekler öyküyü canlan¬dırmak için maskeler takarken bazıları da davul çalarak açıklamalar yapardı. Kral Gü¬neş'i, kraliçe de Dünya'yı ya da Ay'ı canlandı¬rır, Güneş'in Dünya'yı karanlıktan ve ölüm¬den kurtarışı sahnelenirdi. Giderek bu oyun¬lardaki törensel nitelik unutuldu, öyküleri halk ozanları anlatmaya başladı. O çağlarda bu ozanlar kralın ve halkın gözünde çok saygın kişilerdi. Efsane sözcüğü ise çok sonraki tarihlerde ortaya çıktı. Aslında Farsça'da masal ve söylence anlamına gelen bu sözcük Türkçede biraz anlam değişikliğine uğrayarak doğaüstü olaylara ilişkin söylenceler karşılığı olarak kullanılmaktadır. Zamanla mitlerle efsaneler karıştı. Yeryüzündeki çeşitli efsanelerin to¬parlanıp derlenmesi ve yazıya dökülmesi so¬nucu önemli bir kaynak ortaya çıkmış oldu. Mitoloji adı verilen bu kaynak Anadolu, Mezopotamya, Girit, Fenike, Mısır ve benze¬ri uygarlıkların sözlü geleneklerinden doğan evrensel bir bütündür.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat