Sepetim (0) Toplam: £0.00
Yeni
Muhacirname

Muhacirname(Karamanlı Muhacirler için Şiirin Sedası)

Liste Fiyatı : £17.50
Muhacirname
Muhacirname (Karamanlı Muhacirler için Şiirin Sedası)
İstos Yayıncılık
17.50
Nüfus Mübadelesini takip eden 1924-27 yılları arasında Atina'da Yunan harfli Türkçe (Karamanlıca) olarak yayımlanan Muhacir Sedası gazetesinden alınan bu şiirler kadim Anadolu Ortodokslarının gurbette, yeni 'vatan'ınında tecrübe ettiği yoksulluk, çaresizlik ve hasretin berrak bir anlatımı ve derbeder mübadillerin yanyana ve kaderdaşlıkla birbirlerine tutunma çabasının tecessümüdür. Bu şiirler aynı zamanda Türkçe Halk Edebiyatının bugüne dek görmezden gelinen bir kolunu, tabir caizse kayıp bir halkasını teşkil eder. Türkiye Cumhuriyeti Liyakat Nişanı sahibi Tarihçi Evangelia Balta'dan çok konuşulacak bir derleme: Muhacirnâme.

Amansız kos?ullarda, bas?ını sokacak bir yer ve karnını doyuracak bir lokma bulma mücadelesiyle geçen gündelik hayhuyun ortasında, Türkçe konus?an Anadolulu Ortodoksların kaleme aldıg?ı bu s?iirler söz konusu kos?ulları derinlemesine tasvir eder: Göç yolunda yakınlarını kaybetmeleri, Yunanistan'da sıg?ındıkları bataklıklarla çevrili arazilerde nüfusun büyük bölümünü kırıp geçiren verem, tifo ve sıtma; yiyecek bir lokma için verilen mücadeleler; üstüne üstlük muhacirler için dog?ru düzgün hiçbir hazırlık yapmamıs? Yunan devletinin, dag? bas?larında veya kus? uçmaz kervan geçmez bataklık düzlüklerde kendi bas?larına bıraktıg?ı bu insanların seyirci oldug?u siyasi çatıs?malar ve ihtiraslar; görevlerini yapması gerekirken umursamazlık ve mantıksızlıg?a bog?ulmus? hükümet görevlileri; yoksulların vahs?ice sömürülmesine kars?ılık, zenginlerin ayrıcalıklı muamele görmeleri; zaten kıt olan kaynakların paylas?ımı üzerinde yerli halk ile muhacirler arasında çıkan ölümüne çatıs?malar, yerlilerin tahkir edici saldırıları ve muhacirlere kars?ı s?üpheci ve tepeden bakan tavırları, Türkçe konus?an Anadolulu Ortodoksların maruz kaldıg?ı pek çok s?ey arasında ilk akla gelenlerdir. Unutulmus? Karamanlıca s?iirleri derleyen bu eser, geri dönüs?ü olmayan bir gurbete gönderilmis? muhacirlerin bu kubbede kalan hos? sedaları deg?ildir sadece, her s?eyden önce onların hatırasına bir saygı ifadesidir.

In the midst of the daily toil for food and shelter, the struggle for survival and their daily bread, in indescribably harsh conditions, the Turkish-speaking Anatolian refugees penned poetry whose inner depths portray it all. The death of loved ones during the flight from their native lands, tuberculosis, typhoid and malaria that wiped out many people sheltering in the swamplands, the hunger, the search for shelter, land and a day's wages; the inability of the ill-prepared Greek state to deal with such misery, the political conflicts and passions they observe in bewilderment, ignorant of politicized life; the savage exploitation of the poor and the persecuted by the wealthy opportunist, the daily confrontations and the fierce clashes with the natives over the sharing of the paltry resources, the scurrilous attacks, the local community's suspicion and scornful behaviour towards the refugee, made manifold in the case of the Turkish-speaking refugee. The collection and publication of these unknown Karamanlidika verses on refugeeism is first and foremost a tribute to their memory.

Semih Poroy'un Çizgileri Eşliğinde Türkçe ve İngilizce 25 Şiir
A Bilingual Edition with 25 Sketches by Semih Poroy
(Tanıtım Bülteninden)
Nüfus Mübadelesini takip eden 1924-27 yılları arasında Atina'da Yunan harfli Türkçe (Karamanlıca) olarak yayımlanan Muhacir Sedası gazetesinden alınan bu şiirler kadim Anadolu Ortodokslarının gurbette, yeni 'vatan'ınında tecrübe ettiği yoksulluk, çaresizlik ve hasretin berrak bir anlatımı ve derbeder mübadillerin yanyana ve kaderdaşlıkla birbirlerine tutunma çabasının tecessümüdür. Bu şiirler aynı zamanda Türkçe Halk Edebiyatının bugüne dek görmezden gelinen bir kolunu, tabir caizse kayıp bir halkasını teşkil eder. Türkiye Cumhuriyeti Liyakat Nişanı sahibi Tarihçi Evangelia Balta'dan çok konuşulacak bir derleme: Muhacirnâme.

Amansız kos?ullarda, bas?ını sokacak bir yer ve karnını doyuracak bir lokma bulma mücadelesiyle geçen gündelik hayhuyun ortasında, Türkçe konus?an Anadolulu Ortodoksların kaleme aldıg?ı bu s?iirler söz konusu kos?ulları derinlemesine tasvir eder: Göç yolunda yakınlarını kaybetmeleri, Yunanistan'da sıg?ındıkları bataklıklarla çevrili arazilerde nüfusun büyük bölümünü kırıp geçiren verem, tifo ve sıtma; yiyecek bir lokma için verilen mücadeleler; üstüne üstlük muhacirler için dog?ru düzgün hiçbir hazırlık yapmamıs? Yunan devletinin, dag? bas?larında veya kus? uçmaz kervan geçmez bataklık düzlüklerde kendi bas?larına bıraktıg?ı bu insanların seyirci oldug?u siyasi çatıs?malar ve ihtiraslar; görevlerini yapması gerekirken umursamazlık ve mantıksızlıg?a bog?ulmus? hükümet görevlileri; yoksulların vahs?ice sömürülmesine kars?ılık, zenginlerin ayrıcalıklı muamele görmeleri; zaten kıt olan kaynakların paylas?ımı üzerinde yerli halk ile muhacirler arasında çıkan ölümüne çatıs?malar, yerlilerin tahkir edici saldırıları ve muhacirlere kars?ı s?üpheci ve tepeden bakan tavırları, Türkçe konus?an Anadolulu Ortodoksların maruz kaldıg?ı pek çok s?ey arasında ilk akla gelenlerdir. Unutulmus? Karamanlıca s?iirleri derleyen bu eser, geri dönüs?ü olmayan bir gurbete gönderilmis? muhacirlerin bu kubbede kalan hos? sedaları deg?ildir sadece, her s?eyden önce onların hatırasına bir saygı ifadesidir.

In the midst of the daily toil for food and shelter, the struggle for survival and their daily bread, in indescribably harsh conditions, the Turkish-speaking Anatolian refugees penned poetry whose inner depths portray it all. The death of loved ones during the flight from their native lands, tuberculosis, typhoid and malaria that wiped out many people sheltering in the swamplands, the hunger, the search for shelter, land and a day's wages; the inability of the ill-prepared Greek state to deal with such misery, the political conflicts and passions they observe in bewilderment, ignorant of politicized life; the savage exploitation of the poor and the persecuted by the wealthy opportunist, the daily confrontations and the fierce clashes with the natives over the sharing of the paltry resources, the scurrilous attacks, the local community's suspicion and scornful behaviour towards the refugee, made manifold in the case of the Turkish-speaking refugee. The collection and publication of these unknown Karamanlidika verses on refugeeism is first and foremost a tribute to their memory.

Semih Poroy'un Çizgileri Eşliğinde Türkçe ve İngilizce 25 Şiir
A Bilingual Edition with 25 Sketches by Semih Poroy
(Tanıtım Bülteninden)
Stok Kodu
:
9786054640478
Boyut
:
19 x 27 cm.
Sayfa Sayısı
:
168
Basım Yeri
:
İstanbul
Basım Tarihi
:
2016
Kapak Türü
:
Karton Kapak
Kağıt Türü
:
2. Hamur
Dili
:
Türkçe
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat