Niteliksiz Adam I

Stok Kodu:
9789753639156
Boyut:
135-210
Sayfa Sayısı:
545
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
13
Basım Tarihi:
2020-09
Çeviren:
Ahmet Cemal
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
14.40
11.52
9789753639156
41187
Niteliksiz Adam I
Niteliksiz Adam I
11.52
"Ben niteliksiz adamım, sadece kimse bunun farkında değil. Bütün iyi, biçimsel duygulara sahibim, nasıl davranacağımı elbette biliyorum, ama içsel özdeşleşme yok." (1928) Musil-Tereke, Dosya II 4, s. 120 Franz Kafka, James Joyce ve Hermann Broch ile birlikte yirminci yüzyıl romanının büyük ustaları arasında yer alan Avusturyalı yazar Robert Musil (1880-1942), 1921 yılından başlayarak ölünceye kadar Niteliksiz Adam üzerinde hemen her gün çalışmış ve romanın ilk kitabı 1930'da, üçüncü kitabı ise 1933'te yayımlanmıştır. Tamamlanmadan kalan dördüncü ve son bölümün yayımlanması ise ancak aradan neredeyse yirmi yıla yakın bir süre geçtikten sonra gerçekleşebilmiştir. Niteliksiz Adam, gerçek anlamda bir çağ ve geçiş dönemi romanıdır. Yazar tarafından "İmpkralya" diye adlandırılan, gerçekte 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında artık çöküş sürecine girmiş olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu simgeleyen bir ülkede Musil, modernizm sürecindeki bir toplumun ve bireyin tüm çalkantılarını sergilemeyi amaçlar. Bu çalkantılar, romanın başkişisi, yani "niteliksiz adam" olan Ulrich'in kimliğini aracılığıyla sergileniyor. Ulrich, bir ayağıyla eski'de, öteki ayağıyla yeni'de durmaktadır. Bütün sorun, onun bu geçiş konumunun doğal sonucu olan çelişkilerin üstesinden gelip gelemeyeceği sorusunda odaklanır. Niteliksiz adam Ulrich'in kişisel çatışmaları aracılığıyla Avrupa'nın Birinci Dünya Savaşı'yla birlikte başlayan tinsel çöküşünü anlatan Musil, geleneksel tarzdan uzaklaşarak, romanın olayları anlatım örgüsüyle de okuru şaşırtır. Yaşanan bunalımı ele alış ve aktarış tarzıyla çağdaş edebiyatın başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Niteliksiz Adam'ın birinci cildi Ahmet Cemal'in çevirisiyle şimdi Türkçede. Tadımlık Bu küçük kazanın meydana geldiği cadde, ışık demeti gibi kentin ortasından fışkıran, dış bölgelerden geçen ve varoşlarda biten o uzun ve kavisli trafik yollarından biriydi. Eğer şık çift bu yolu biraz daha izlemiş olsaydı, hiç kuşkusuz hoşuna gidecek bir şey görecekti. Bu, on sekizinci ve hatta belki de on yedinci yüzyıla ait, kısmen bozulmadan kalmış bir bahçeydi; ve bahçenin dövme demirden parmaklıklarının yanından geçildiğinde, ağaçların arasından, özenle biçilmiş çimlerin üstünde iki yanında ensiz uzantılar bulunan bir saray yavrusu, eski zamanlardan kalma bir av köşkü ya da aşk yuvası görünüyordu. Tam olarak belirtmek gerekirse, binanın taşıyıcı kemerleri on yedinci yüzyıla aitti, park ve üst kat, on sekizinci yüzyılın saygın havasını taşıyordu, cephe ise on dokuzuncu yüzyılda yenilenmiş ve biraz bozulmuştu; yani bir bütün olarak yapı, tıpkı üst üste çekilmiş resimler gibi biraz bulanıkmış izlenimini uyandırıyordu; ama öyleydi ki, insan görünce mutlaka duruyor ve bir ÒAh!Ó çekmekten kendini alamıyordu. Ve eğer bu beyazlık, zariflik ve güzellik pencerelerini açmışsa, o zaman insan bir bilgin kişinin evinin kitaplarla kaplı duvarlarının soylu sessizliğiyle karşılaşıyordu. Bu daire ve bina, Niteliksiz Adam'a aitti. Niteliksiz Adam bir pencerenin arkasında durmuş, bahçenin havasıyla örülü incecik yeşil filtreden kahverengimsi caddeye bakıyor, on dakikadan beri saat tutarak bakış alanını içten içe kaynayan bir koşuşmayla dolduran otomobilleri, arabaları, tramvayları ve uzaktan yüzleri silik gözüken yayaları sayıyordu; bir gelip geçme hareketi içersindeki kitlelerin hızlarını, açılarını, canlı güçlerini ölçüyordu; bu kitleler dikkati yıldırım hızıyla kendilerine çekiyorlar, sımsıkı tutuyorlar, yeniden bırakıyorlardı; ölçüsü olmayan bir zaman parçası boyunca bu dikkati onlara karşı direnmeye, kendini onlardan koparmaya, birinden bir sonrakine sıçramaya, kendini ona doğru atmaya zorluyorlardı; kısacası, Niteliksiz Adam bir süre kafasında hesap yaptıktan sonra saati gülerek cebine koydu ve saçmalamış olduğunu saptadı. -- Eğer insan dikkatin sıçramalarını ölçebilseydi, göz kaslarının çalışmasını, ruhun sarkaç hareketlerini ve insanın kendini bir caddenin akışı içinde ayakta tutabilmek için harcamak zorunda olduğu çabanın tümünü hesaplayabilseydi, o zaman büyük bir olasılıkla -- Niteliksiz Adam, böyle düşünmüş ve oyun oynarcasına olanaksızı hesaplamaya çalışmıştı -- ortaya, Atlas'ın dünyayı taşımak için gereksindiği gücü gölgede bırakan bir büyüklük birimi çıkardı ve insan günümüzde hiçbir şey yapmayan bir insanın bile ne büyük bir çalışma gerçekleştirdiğini ölçebilirdi.
"Ben niteliksiz adamım, sadece kimse bunun farkında değil. Bütün iyi, biçimsel duygulara sahibim, nasıl davranacağımı elbette biliyorum, ama içsel özdeşleşme yok." (1928) Musil-Tereke, Dosya II 4, s. 120 Franz Kafka, James Joyce ve Hermann Broch ile birlikte yirminci yüzyıl romanının büyük ustaları arasında yer alan Avusturyalı yazar Robert Musil (1880-1942), 1921 yılından başlayarak ölünceye kadar Niteliksiz Adam üzerinde hemen her gün çalışmış ve romanın ilk kitabı 1930'da, üçüncü kitabı ise 1933'te yayımlanmıştır. Tamamlanmadan kalan dördüncü ve son bölümün yayımlanması ise ancak aradan neredeyse yirmi yıla yakın bir süre geçtikten sonra gerçekleşebilmiştir. Niteliksiz Adam, gerçek anlamda bir çağ ve geçiş dönemi romanıdır. Yazar tarafından "İmpkralya" diye adlandırılan, gerçekte 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında artık çöküş sürecine girmiş olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu simgeleyen bir ülkede Musil, modernizm sürecindeki bir toplumun ve bireyin tüm çalkantılarını sergilemeyi amaçlar. Bu çalkantılar, romanın başkişisi, yani "niteliksiz adam" olan Ulrich'in kimliğini aracılığıyla sergileniyor. Ulrich, bir ayağıyla eski'de, öteki ayağıyla yeni'de durmaktadır. Bütün sorun, onun bu geçiş konumunun doğal sonucu olan çelişkilerin üstesinden gelip gelemeyeceği sorusunda odaklanır. Niteliksiz adam Ulrich'in kişisel çatışmaları aracılığıyla Avrupa'nın Birinci Dünya Savaşı'yla birlikte başlayan tinsel çöküşünü anlatan Musil, geleneksel tarzdan uzaklaşarak, romanın olayları anlatım örgüsüyle de okuru şaşırtır. Yaşanan bunalımı ele alış ve aktarış tarzıyla çağdaş edebiyatın başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Niteliksiz Adam'ın birinci cildi Ahmet Cemal'in çevirisiyle şimdi Türkçede. Tadımlık Bu küçük kazanın meydana geldiği cadde, ışık demeti gibi kentin ortasından fışkıran, dış bölgelerden geçen ve varoşlarda biten o uzun ve kavisli trafik yollarından biriydi. Eğer şık çift bu yolu biraz daha izlemiş olsaydı, hiç kuşkusuz hoşuna gidecek bir şey görecekti. Bu, on sekizinci ve hatta belki de on yedinci yüzyıla ait, kısmen bozulmadan kalmış bir bahçeydi; ve bahçenin dövme demirden parmaklıklarının yanından geçildiğinde, ağaçların arasından, özenle biçilmiş çimlerin üstünde iki yanında ensiz uzantılar bulunan bir saray yavrusu, eski zamanlardan kalma bir av köşkü ya da aşk yuvası görünüyordu. Tam olarak belirtmek gerekirse, binanın taşıyıcı kemerleri on yedinci yüzyıla aitti, park ve üst kat, on sekizinci yüzyılın saygın havasını taşıyordu, cephe ise on dokuzuncu yüzyılda yenilenmiş ve biraz bozulmuştu; yani bir bütün olarak yapı, tıpkı üst üste çekilmiş resimler gibi biraz bulanıkmış izlenimini uyandırıyordu; ama öyleydi ki, insan görünce mutlaka duruyor ve bir ÒAh!Ó çekmekten kendini alamıyordu. Ve eğer bu beyazlık, zariflik ve güzellik pencerelerini açmışsa, o zaman insan bir bilgin kişinin evinin kitaplarla kaplı duvarlarının soylu sessizliğiyle karşılaşıyordu. Bu daire ve bina, Niteliksiz Adam'a aitti. Niteliksiz Adam bir pencerenin arkasında durmuş, bahçenin havasıyla örülü incecik yeşil filtreden kahverengimsi caddeye bakıyor, on dakikadan beri saat tutarak bakış alanını içten içe kaynayan bir koşuşmayla dolduran otomobilleri, arabaları, tramvayları ve uzaktan yüzleri silik gözüken yayaları sayıyordu; bir gelip geçme hareketi içersindeki kitlelerin hızlarını, açılarını, canlı güçlerini ölçüyordu; bu kitleler dikkati yıldırım hızıyla kendilerine çekiyorlar, sımsıkı tutuyorlar, yeniden bırakıyorlardı; ölçüsü olmayan bir zaman parçası boyunca bu dikkati onlara karşı direnmeye, kendini onlardan koparmaya, birinden bir sonrakine sıçramaya, kendini ona doğru atmaya zorluyorlardı; kısacası, Niteliksiz Adam bir süre kafasında hesap yaptıktan sonra saati gülerek cebine koydu ve saçmalamış olduğunu saptadı. -- Eğer insan dikkatin sıçramalarını ölçebilseydi, göz kaslarının çalışmasını, ruhun sarkaç hareketlerini ve insanın kendini bir caddenin akışı içinde ayakta tutabilmek için harcamak zorunda olduğu çabanın tümünü hesaplayabilseydi, o zaman büyük bir olasılıkla -- Niteliksiz Adam, böyle düşünmüş ve oyun oynarcasına olanaksızı hesaplamaya çalışmıştı -- ortaya, Atlas'ın dünyayı taşımak için gereksindiği gücü gölgede bırakan bir büyüklük birimi çıkardı ve insan günümüzde hiçbir şey yapmayan bir insanın bile ne büyük bir çalışma gerçekleştirdiğini ölçebilirdi.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat