Patron

Stok Kodu:
9786056199967
Boyut:
135-215
Sayfa Sayısı:
145
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2011-3
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
5.00
4.00
9786056199967
131160
Patron
Patron
4.00
Kurtul altuğu 'un bu roman üslubuyla yazılmış kitabı aslında 1974 yılında kaleme alındı ve bir yönüyle o günlerden başlayan basın rezaletlerinden bir kesiti anlatıyor. Kitabın bunca yıl sonra yayınlanmasının önemli nedeni 4. Kuv-vet basının daha o günlerden nasıl yozlaşmaya yüz tuttuğunun bir örneği olmalı. Daha o yıllardan başlayan devlet- siyaset basın ilişkileri işte bu protoii sayılan "patron" tiplerinin basında peydah olmasıyla başlar. Pier lazeref " savaşın fransa tarafından kaybedilmesinin ve başına gelmedik iş kalmasının nedenleri basının asıl ve ger-çek halkı doğru bilgilerle aydınlatmamasına bağlar. Fransanın yaşadığı zamanın siyaset- medya- mafia ilişkileri yıllar sonra ilk olarak siyaset- polis- mafia ilişkileriyle başlamış-tır. Basın ve medyanın nyozlaşması sadece halkın bilinçsiz bir tarzda siyaset- medya alışverişinde basının giderek yozlaşma-sını sağladı. Bu kitabın hazırlandığı 1970 li yıllarda medya gücüyle "pat-ron"lar devlete her istediklerini yaptırmaya alışmışlardı. Örne-ğin bir de bakıyordunuz hedef seçilmiş iktidara ateşe püskürü-yor ve istediğini alabiliyor. İşte bu alışkanlık 2002 yılından sonra bir bumerng oldu ve bası-nı vurmaya başladı. Önce kamal uzan ailesi yok edildi ve şimdi yurt dışında yaşıyorlar. Sonra günün iktidarı basın üzerindeki bu opersyonundan cesaret alarak, doğan medya grubunun üzeri-ne yürüdü. Holdıng medyası, o 1970 yıllarındaki bası kadar bile güçlü çıkmadı ve teslimiyetçi bir medya oretaya çıktı. Şim-di bakın kaç medya tip vardır. Yandaş medya- merkezde durup alacaklarını hala bekleyen ve bu yüzden sessizliğini koruyan medya ve bir de sesi kısılmak üzere olan bir kaç kanal, bir iki gazete.. Bu demokrasilerde olacak iş değildir. Yani bu kitapta okuyacağınız "patron" tiplemesi" şu günlerde çoğu holding medyası nın üzrine uygunbir elbisenin resmidir de sayılabilir. O nedenle kitabı okurken zeka ışğı alında okumanızı salık veriririz. Bu yarı sanal- yarı gerçeğe en yakın bir "patronun" zaman za-man güleceğiniz, zaman zaman hüzünle "patronun kim olabi-leceğini düşünebileceğiniz bir roman". İbretrle ve dehşetle okunacak bir eğlenceli kısa roman... Kimse alınmasın, kimse kızmasın. Böyle ılişkiler içinde bulunan bir yapı elbette bu hale düşer-ken. Devletin kurumları da yeterince korunmayaca, hatta cum-huriyet, insan hak ve özgürlükleri yavaş yavaş elden çıkacaktı. "patron" kendisine kötülük yapmakla kalmamıştır ayni zaman-da atatürkten bu yana işleyen bir devlet mekanizmasının çarkla-rı arasına kolay kazanıp, halkı unutmanın örneği de olmuştur. "patron bir prototiptir" derken bundan sonra yazılacak başka bir kitap, el değiştiren medyanın sosyal ve etik dışı, ancak para sirkülasyonuna dayalı bir medya ile, emir kulu gazeteciler de yaratmaktadır. Medya bir aynadır. Orada toplum kendisini gö-rür. Ama bu medyada görünen tıpkı "patronun yaşamında olduğu gibi" toplumun içine sinen bir medya değildir. 9. Cumhurbaşkanı şöyle demişti: " medya devletle iş yapmaya başladı, ihalelere karıştı mı, artık basın özgürlüğünden söz edemezsiniz" Devrin başbakanı ise ne diyor: "dünyada basın özgürlüğü en yüksek düzeyde olan ülkedir" Kim haklı' Demirel mi erdoğan mı'
Kurtul altuğu 'un bu roman üslubuyla yazılmış kitabı aslında 1974 yılında kaleme alındı ve bir yönüyle o günlerden başlayan basın rezaletlerinden bir kesiti anlatıyor. Kitabın bunca yıl sonra yayınlanmasının önemli nedeni 4. Kuv-vet basının daha o günlerden nasıl yozlaşmaya yüz tuttuğunun bir örneği olmalı. Daha o yıllardan başlayan devlet- siyaset basın ilişkileri işte bu protoii sayılan "patron" tiplerinin basında peydah olmasıyla başlar. Pier lazeref " savaşın fransa tarafından kaybedilmesinin ve başına gelmedik iş kalmasının nedenleri basının asıl ve ger-çek halkı doğru bilgilerle aydınlatmamasına bağlar. Fransanın yaşadığı zamanın siyaset- medya- mafia ilişkileri yıllar sonra ilk olarak siyaset- polis- mafia ilişkileriyle başlamış-tır. Basın ve medyanın nyozlaşması sadece halkın bilinçsiz bir tarzda siyaset- medya alışverişinde basının giderek yozlaşma-sını sağladı. Bu kitabın hazırlandığı 1970 li yıllarda medya gücüyle "pat-ron"lar devlete her istediklerini yaptırmaya alışmışlardı. Örne-ğin bir de bakıyordunuz hedef seçilmiş iktidara ateşe püskürü-yor ve istediğini alabiliyor. İşte bu alışkanlık 2002 yılından sonra bir bumerng oldu ve bası-nı vurmaya başladı. Önce kamal uzan ailesi yok edildi ve şimdi yurt dışında yaşıyorlar. Sonra günün iktidarı basın üzerindeki bu opersyonundan cesaret alarak, doğan medya grubunun üzeri-ne yürüdü. Holdıng medyası, o 1970 yıllarındaki bası kadar bile güçlü çıkmadı ve teslimiyetçi bir medya oretaya çıktı. Şim-di bakın kaç medya tip vardır. Yandaş medya- merkezde durup alacaklarını hala bekleyen ve bu yüzden sessizliğini koruyan medya ve bir de sesi kısılmak üzere olan bir kaç kanal, bir iki gazete.. Bu demokrasilerde olacak iş değildir. Yani bu kitapta okuyacağınız "patron" tiplemesi" şu günlerde çoğu holding medyası nın üzrine uygunbir elbisenin resmidir de sayılabilir. O nedenle kitabı okurken zeka ışğı alında okumanızı salık veriririz. Bu yarı sanal- yarı gerçeğe en yakın bir "patronun" zaman za-man güleceğiniz, zaman zaman hüzünle "patronun kim olabi-leceğini düşünebileceğiniz bir roman". İbretrle ve dehşetle okunacak bir eğlenceli kısa roman... Kimse alınmasın, kimse kızmasın. Böyle ılişkiler içinde bulunan bir yapı elbette bu hale düşer-ken. Devletin kurumları da yeterince korunmayaca, hatta cum-huriyet, insan hak ve özgürlükleri yavaş yavaş elden çıkacaktı. "patron" kendisine kötülük yapmakla kalmamıştır ayni zaman-da atatürkten bu yana işleyen bir devlet mekanizmasının çarkla-rı arasına kolay kazanıp, halkı unutmanın örneği de olmuştur. "patron bir prototiptir" derken bundan sonra yazılacak başka bir kitap, el değiştiren medyanın sosyal ve etik dışı, ancak para sirkülasyonuna dayalı bir medya ile, emir kulu gazeteciler de yaratmaktadır. Medya bir aynadır. Orada toplum kendisini gö-rür. Ama bu medyada görünen tıpkı "patronun yaşamında olduğu gibi" toplumun içine sinen bir medya değildir. 9. Cumhurbaşkanı şöyle demişti: " medya devletle iş yapmaya başladı, ihalelere karıştı mı, artık basın özgürlüğünden söz edemezsiniz" Devrin başbakanı ise ne diyor: "dünyada basın özgürlüğü en yüksek düzeyde olan ülkedir" Kim haklı' Demirel mi erdoğan mı'
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat