Sepetim (0) Toplam: £0.00
9789753634564
10457
Sevda Sözleri
Sevda Sözleri Bütün Şiirleri
Yapı Kredi Yayınları
10.00

Üvercinka'dan baslayarak son 40 yilin en etkili sairi olmayi basaran Cemal Süreya'nin denemelerini, günlügünü, siir çevirilerini de içerecek Bütün Eserleri'ne onun eksiksiz bir siir toplami ile basliyoruz. Sevda Sözleri, ayni adla çikan eski baskilarinda yer almayan, -dergilerde ve mektuplarda kalmis- 20'nin üstünde siiri de içermektedir. 1931 yilinda Erzincan'da dogan Cemal Süreya, yazdigi siirlerle Ikinci Yeni siirinin güçlü isimlerinden biri haline gelirken, dönemin edebiyat ortaminda oldukça önemli sayilan Papirüs dergisini kesintilerle üç kez çikarmisti. Behçet Necatigil'in Edebiyatimizda Isimler Sözlügü'nde "... buluslari ve söyleyis biçimiyle Ikinci Yeni siirinin karanligini giderdi; gelenekten yenilik yaratti; zarif, pariltili siirler yazdi. Kendi adiyla ya da Osman Mazlum imzasiyla, siir üzerine yazilari, elestirileri de aranan yazilari oldu" diye tanimlanan Süreya, yazik ki bir türlü-Türk okuru önüne -hak ettigi halde- derli toplu edisyonlarla çikamamistir. Yapi Kredi Yayinlari, 1996 içinde düzgün bir Bütün Eserleri toplamina ulasmayi amaçlamaktadir. Tadımlık GÜL Gülün tam ortasında ağlıyorum Her akşam sokak ortasında öldükçe Önümü arkamı bilmiyorum Azaldığını duyup duyup karanlıkta Beni ayakta tutan gözlerinin Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum İstasyonda tiren oluyor biraz Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum Her nasılsa sokağa düşmüş Kolumu kanadımı kırıyorum Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene AŞK Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı. Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. CIGARAYI ATTIM DENİZE Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüşüyoruz Gökyüzünün o meşhur maviliğinde Uzun saçlı iri memeli kadınlarıyla Bir Akdeniz şehri çıkabilir içinden Alıp yaracak olsak yüreğini Şimdi bir güvercinin Şimdi sen tam çağındasın yanına varılacak Önünde durulacak tam elinden tutulacak Hangi bir elinden güzelim hangi bir Bir elinde kızlığın duruyor garip huysuz Öbür elinde yetişkin bir günışığı Daha öbür elinde de kilometrelerce hürlük Çalışan insanlar için akşamlara kadar Toz duman içinde Bir elinle de boyuna ekmek kesiyorsun Biz eskiden de en aşağı böyleydik senlen Bir bulut geçiyorsa onu görürdük Bir minarenin keyfine diyecek yoksa onu Bir adam boyuna yoksulluk ediyorsa onu Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına Bir cıgara atmışsak denize Sabaha kadar yandı durdu NEHİRLER BOYUNCA KADINLAR GÖRDÜM Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar Hepsine yüzer kere rastladım en azdan Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda Verdi mi adama her şeylerini verirler Ben gördüm ne gördümse kadınlarda Porsuk nehrinin geçtiği Kızılırmak parça parça olasın Bir parça ekmek siyah, on kuruşluk kına kırmızı Taş toprak arasında türküler arasında Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan Kocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklı Kimler ürkütmüş acaba bu kadar kadını Dicle kıyılarına tiren varınca Büyük bir gökyüzü git allahım git Genel olarak önce kaşları görünür Sonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasında Yanaklarında çıban izi taşıyan kadınlar Gül kurusu Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete Siz de görürsünüz bunları kadınlarda Ödevleri yenilmek olan hep Bıçakla kemik arasında Susmakla ağlamak arasında Yenilmek Kadınlar YAĞMURUN YAĞMASI İYİDİR Sonra o gider sesini yıkardı Telefonda saatlerce seviştiğinden O diye biri vardı galiba Ağzı da iyice vardı galiba Gece çiçeklerinden bir orman Pejmürde atlar pahasına Bira içerken saçları uzun Parmakları korkunç ve kalabalık Bir gece Aksarayda hiç unutmam Yüzümü ellemişti galiba Denize doğru gittikçe artan Bu yüz benim yüzümdü olsa olsa Yakasında kocaman bir düğme Sevinci bitiştiren acıya Ayıran kuşkuyu inançtan Yağmurun yağması iyidir Bir çerkez mızıkası gibi rengârenk İki adet kuş çantasında İŞTE TAM BU SAATLERDE İşte tam bu saatlerde bir yara gibidir su Yeni deşilmiş uçlarında sokakların, küçük uçlarında. Senin güneş sarnıcı gözlerin Ölüm yası içindeki bir evde Olmaması gereken bir şey gibi, kırılan bir ayna gibi. Bu saatlerde. Çarmıhını yanından eksik etmeyen bir İsa gibi Merdiven taşıyan bir adam görüyoruz Sırtında on iki basamak taşıyan bir adam görüyoruz Bu adamı ne kadar çok seviyorum, bu kuşu ne kadar Sen ne seviyorsun sen zaten sevince Alnınla ayıklarsın yeryüzünü, Çardaklar binaların ağızlarında Aşar gider kendi sınırlarını, Köpekler gizli bir dağı havlar. Bunlar iyidir diyorum bunlar senden haberli, Yoksa nerden bilecekler Karbon sınırında yaşayan balıklar Kovadan sızan hicret gününü, Peygamberin parmaklarına asıp paltolarını Nasıl girecekler tanrıevine Mucizesever müslümanlar, Ve On Binlerin Dönüşü sırasında Greklerin keçilerle çiftleştiği Dağ yolları neyle donanacak' Yine de yine de sevişirken Kullandığımız her kelime Hırsızın devirdiği eşya. Minibüslerle morarmış sokaklar Buğdayın parayla değişildiği Paranın ekmekle değişildiği Ekmeğin tütünle değişildiği Tütünün acıyla değişildiği Ve artık hiçbir şeyle değişilmediği acının. O sokaklarda. Saatler yağmuru gösteriyor, Bugün bu küçük salı günü Her şeyi eksik İstanbulun, tepelerinden başka, Yalnız Galata Galata Gecenin bodrumlarında beslediğ

Üvercinka'dan baslayarak son 40 yilin en etkili sairi olmayi basaran Cemal Süreya'nin denemelerini, günlügünü, siir çevirilerini de içerecek Bütün Eserleri'ne onun eksiksiz bir siir toplami ile basliyoruz. Sevda Sözleri, ayni adla çikan eski baskilarinda yer almayan, -dergilerde ve mektuplarda kalmis- 20'nin üstünde siiri de içermektedir. 1931 yilinda Erzincan'da dogan Cemal Süreya, yazdigi siirlerle Ikinci Yeni siirinin güçlü isimlerinden biri haline gelirken, dönemin edebiyat ortaminda oldukça önemli sayilan Papirüs dergisini kesintilerle üç kez çikarmisti. Behçet Necatigil'in Edebiyatimizda Isimler Sözlügü'nde "... buluslari ve söyleyis biçimiyle Ikinci Yeni siirinin karanligini giderdi; gelenekten yenilik yaratti; zarif, pariltili siirler yazdi. Kendi adiyla ya da Osman Mazlum imzasiyla, siir üzerine yazilari, elestirileri de aranan yazilari oldu" diye tanimlanan Süreya, yazik ki bir türlü-Türk okuru önüne -hak ettigi halde- derli toplu edisyonlarla çikamamistir. Yapi Kredi Yayinlari, 1996 içinde düzgün bir Bütün Eserleri toplamina ulasmayi amaçlamaktadir. Tadımlık GÜL Gülün tam ortasında ağlıyorum Her akşam sokak ortasında öldükçe Önümü arkamı bilmiyorum Azaldığını duyup duyup karanlıkta Beni ayakta tutan gözlerinin Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum İstasyonda tiren oluyor biraz Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum Her nasılsa sokağa düşmüş Kolumu kanadımı kırıyorum Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene AŞK Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı. Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. CIGARAYI ATTIM DENİZE Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüşüyoruz Gökyüzünün o meşhur maviliğinde Uzun saçlı iri memeli kadınlarıyla Bir Akdeniz şehri çıkabilir içinden Alıp yaracak olsak yüreğini Şimdi bir güvercinin Şimdi sen tam çağındasın yanına varılacak Önünde durulacak tam elinden tutulacak Hangi bir elinden güzelim hangi bir Bir elinde kızlığın duruyor garip huysuz Öbür elinde yetişkin bir günışığı Daha öbür elinde de kilometrelerce hürlük Çalışan insanlar için akşamlara kadar Toz duman içinde Bir elinle de boyuna ekmek kesiyorsun Biz eskiden de en aşağı böyleydik senlen Bir bulut geçiyorsa onu görürdük Bir minarenin keyfine diyecek yoksa onu Bir adam boyuna yoksulluk ediyorsa onu Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına Bir cıgara atmışsak denize Sabaha kadar yandı durdu NEHİRLER BOYUNCA KADINLAR GÖRDÜM Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar Hepsine yüzer kere rastladım en azdan Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda Verdi mi adama her şeylerini verirler Ben gördüm ne gördümse kadınlarda Porsuk nehrinin geçtiği Kızılırmak parça parça olasın Bir parça ekmek siyah, on kuruşluk kına kırmızı Taş toprak arasında türküler arasında Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan Kocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklı Kimler ürkütmüş acaba bu kadar kadını Dicle kıyılarına tiren varınca Büyük bir gökyüzü git allahım git Genel olarak önce kaşları görünür Sonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasında Yanaklarında çıban izi taşıyan kadınlar Gül kurusu Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete Siz de görürsünüz bunları kadınlarda Ödevleri yenilmek olan hep Bıçakla kemik arasında Susmakla ağlamak arasında Yenilmek Kadınlar YAĞMURUN YAĞMASI İYİDİR Sonra o gider sesini yıkardı Telefonda saatlerce seviştiğinden O diye biri vardı galiba Ağzı da iyice vardı galiba Gece çiçeklerinden bir orman Pejmürde atlar pahasına Bira içerken saçları uzun Parmakları korkunç ve kalabalık Bir gece Aksarayda hiç unutmam Yüzümü ellemişti galiba Denize doğru gittikçe artan Bu yüz benim yüzümdü olsa olsa Yakasında kocaman bir düğme Sevinci bitiştiren acıya Ayıran kuşkuyu inançtan Yağmurun yağması iyidir Bir çerkez mızıkası gibi rengârenk İki adet kuş çantasında İŞTE TAM BU SAATLERDE İşte tam bu saatlerde bir yara gibidir su Yeni deşilmiş uçlarında sokakların, küçük uçlarında. Senin güneş sarnıcı gözlerin Ölüm yası içindeki bir evde Olmaması gereken bir şey gibi, kırılan bir ayna gibi. Bu saatlerde. Çarmıhını yanından eksik etmeyen bir İsa gibi Merdiven taşıyan bir adam görüyoruz Sırtında on iki basamak taşıyan bir adam görüyoruz Bu adamı ne kadar çok seviyorum, bu kuşu ne kadar Sen ne seviyorsun sen zaten sevince Alnınla ayıklarsın yeryüzünü, Çardaklar binaların ağızlarında Aşar gider kendi sınırlarını, Köpekler gizli bir dağı havlar. Bunlar iyidir diyorum bunlar senden haberli, Yoksa nerden bilecekler Karbon sınırında yaşayan balıklar Kovadan sızan hicret gününü, Peygamberin parmaklarına asıp paltolarını Nasıl girecekler tanrıevine Mucizesever müslümanlar, Ve On Binlerin Dönüşü sırasında Greklerin keçilerle çiftleştiği Dağ yolları neyle donanacak' Yine de yine de sevişirken Kullandığımız her kelime Hırsızın devirdiği eşya. Minibüslerle morarmış sokaklar Buğdayın parayla değişildiği Paranın ekmekle değişildiği Ekmeğin tütünle değişildiği Tütünün acıyla değişildiği Ve artık hiçbir şeyle değişilmediği acının. O sokaklarda. Saatler yağmuru gösteriyor, Bugün bu küçük salı günü Her şeyi eksik İstanbulun, tepelerinden başka, Yalnız Galata Galata Gecenin bodrumlarında beslediğ

Stok Kodu
:
9789753634564
Boyut
:
135-210
Sayfa Sayısı
:
320
Basım Yeri
:
İstanbul
Baskı
:
45
Basım Tarihi
:
2012-1
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
1. Hamur
Dili
:
Türkçe
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat