Yahudinin Tahta Kılıcı

Stok Kodu:
9789759332785
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
13
Basım Tarihi:
2000
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
%20 indirimli
6.60
5.28
9789759332785
50895
Yahudinin Tahta Kılıcı
Yahudinin Tahta Kılıcı
5.28
CUMHURİYET DEVRİ TÜRKİYESİ VE YAHÛDİLER DURUM TESBİTİ O koskoca Osmanlı Devletinin yerine Avrupa'nın ölçüle­rinde küçük bir Türkiye Devleti kurulmuştur. Kurulmuştur amma öyle olduğu halde bile Siyonist-Yahûdi nazarını hiç bir zaman bizim üstümüzden çekmemiştir. Türkiye'yi hariciye, eğitim, kültür-sanat, fikir hayatı, basın-medya, siyaset, sosyal hayat gibi yönlerden hep etki altında tutma gayretleri içinde bulunmuştur. Onun çalışmaları sonunda da insanımız pek çok güzel hasletini kaybetti. Cumhuriyet devrinde maddî, manevî her yönden geri gidişimizin temelinde bu yatmaktadır. Hâlâ da geri gitmekteyiz. İçinde bulunduğumuz durumu şu teşbih­lerle anlatmamız mümkündür. Vücudunun her tarafı çıbanlarla kaplı bir adam düşüne­lim. Adamcağız kolundaki çıbanı kurutmak için toz ve merhem sürüyor. Kolundaki çıban kurur gibi oluyor, fakat bu sefer sırtındaki çıban azıyor. Sırtındaki çıbanı kurutmak için toz ve merhem sürüyor, o kurumaya başlıyor fakat bu sefer bacağındaki azıyor. Velhasıl bu adam çıbandan kurtulamıyor. Halbuki bu adamın yapacağı en akıllı iş iyi bir antibiyo­tik tedavisi görmektir. Çünkü vücudunun her tarafını saran onca çıbanın sebebi kanındaki mikroptur. Bu mikrobun kı­rılması ise ancak iyi bir antibiyotik tedavisiyle mümkündür. Bu tedaviden sonra ancak o adam sapasağlam bir vücuda sahip olabilir... TÜRKİYE İKİYÜZLÜLER CENNETİ Türkiye'mizde ne yazık ki iyiye doğru gidiş göremiy­oruz. Halbuki yönetim kadrosunda vatan ve milletini seven pek çok kimse var. Ona rağmen ilerleyemiyoruz. Bazı mühim noktaları ele geçirmiş gizli düşmanlar sinsi çalışmalar yapmakta, ilerlememize mani olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Cumhuriyet devri Türkiyesi tabiri caizse bir ikiyüzlüler cenneti durumundadır. Devletimize, milletimize ve toprak bütünlüğümüze kast edenler vardır. Bunlar raconu değiştirmişler, eskiden olduğu gibi açıktan mücadele etmemekte, gizliden mücadele etmektedirler... YAHÛDİLER VE LOZAN BARIŞI Lozan Barışıyla Türkiye, tabiri caizse prangalanmıştır. Lozan Barışında kabul edilen gizli ve açık maddelerle Türkiyenin idaresine bir nevi ipotek konmak istenmiştir. Gizli esaret, sömürü, işkence, toplum dramı iç içedir Lozan Hâdisesinde. Kadir Mısıroğlu, Lozan Zafer mi, Hezimet mi' sorusunu kitabına isim yapmış. Lozan Barışını pek çok yönüyle ele alıp incelemiş. Lozan Ismarlama Tarihçilere göre zafer, gerçek tarihçilere göre hezimettir. Ülkemizin dominant unsur ve kültürü olan Müslümanlık ve Türklük sanki azınlık durumuna düşürülmüştür Lozanda. Kurtuluş Savaşından sonra Lozana bir murahhas heyetin gitmesi gerekiyordu. Lozana gidecek heyet 23 Nisan 1920 de toplanmış meclis içinden seçilirse bu Batılılar için uygun değildi. Çünkü bu meclis Hasan Basri Çantayların, Mehmed Akif Ersoyların, Ali Şükrü Beylerin ve benzeri Müslüman şahsiyetlerin bulunduğu bir meclisti. Bu meclisten Batılıların isteklerine boyun eğecek bir heyetin seçilmesi mümkün değildi... YAHÛDİLER VE YENİ EĞİTİM SİSTEMİ Siyonistlerin dünya hegemonyası kurma ideolojisine tek ve en ciddî engel İslâmiyettir. Gerek Kuran Ayetleri, gerek İslâm Peygamberinin Hadisleri Siyonist-Yahûdilerin nasıl bir millet olduklarını, nasıl bir cibilliyete sahip bulunduklarını açık açık ifade ediyordu. Onun için Türkiyede yetişecek gençliğin İslâmı öğrenerek yetişmesi değil, İslâm'a aykırı bilgilerle donatılarak yetiştirilmesi en akılcı yoldu Siyonist-Yahûdi için. Onun için Türkiyede gizli bir hakimiyet kurmak istiyordu. Bu hususta batılılar da Yahûdilerle aynı düşüncedeydi. Bu hususta şu kayıt çok dikkat çekicidir: Ali Çankırılı, eserinde (86) bir Amerikan kütüphanesindeki The Sleeping Giant of Anatolia (Anadolunun Uyuyan Devi) adlı kitaptan şu cümleleri aktarıyor: Türkiye Anadolunun bir devidir. Onu uyutmak bize çok pahalıya mal oldu, ama değdi. Onu uyutmayı başaran bizler uyanmaması için de hiçbir tedbiri elden bırakmamalıyız. Uyanışına vesile olacak en küçük bir kıpırdanmayı zamanında bastırmalıyız. Onu uyandıracak tek güç İslâmiyettir. ... KÜLTÜR-EDEBİYAT Bugün nice Siyonist-Yahûdi ve Mason yazarlar Lise sıralarında gençlere Büyük edebiyatçı olarak lanse edilmektedir. İslâmın nikâh müessesesiyle alay eden Hülleci adlı piyesin yazarı Reşat Nuri Güntekin de mason yazarlardan biridir Bu isimler sayılabildiğince sayılır. Faruk Nafiz Çamlıbel, Mehmet Emin Yurdakul, Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Aka Gündüz, Hüseyin Cahit Yalçın, Hasan Ali Yücel, hep bunlardan biridir. Her biri değişik renk ve karakterde görünebilmektedir. Bazı yazarların isimlerinin mason yazarların arasında zikredilmesi okuyucuyu şaşırtmasın. Bu bilgiler asıl bilgilerin tamamının su yüzüne çıkan çok az bir kısmıdır. Su yüzüne çıkmayan daha ne kadar çok şey vardır, bilmek çok geniş araştırma istiyor. Bunlardan Hüseyin Cahit Yalçın İsrail Devletinin kuruluşunu açıktan tebrik edenlerden biridir. TEVFİK FİKRET Gençliğin ruh kökünden koparılıp soysuz bir akıntıya kapılmasında en büyük pay sahibi olanlardan biri şair Tevfik Fikrettir. Tevfik Fikret 95 e Doğru ve Tarih-i Kadim adlı şiir kitaplarında başta Allah, Peygamber ve Kuran olmak üzere mukaddesatımıza sövebildiğince sövmüştür. İşte bir dörtlüğü: Her şeref yapma, her saadet piç Her şeyin iptidası ahıri hiç Kahramanlık... esası kan vahşet Ben benim, sen de sen ne Rabb, ne ibad....
CUMHURİYET DEVRİ TÜRKİYESİ VE YAHÛDİLER DURUM TESBİTİ O koskoca Osmanlı Devletinin yerine Avrupa'nın ölçüle­rinde küçük bir Türkiye Devleti kurulmuştur. Kurulmuştur amma öyle olduğu halde bile Siyonist-Yahûdi nazarını hiç bir zaman bizim üstümüzden çekmemiştir. Türkiye'yi hariciye, eğitim, kültür-sanat, fikir hayatı, basın-medya, siyaset, sosyal hayat gibi yönlerden hep etki altında tutma gayretleri içinde bulunmuştur. Onun çalışmaları sonunda da insanımız pek çok güzel hasletini kaybetti. Cumhuriyet devrinde maddî, manevî her yönden geri gidişimizin temelinde bu yatmaktadır. Hâlâ da geri gitmekteyiz. İçinde bulunduğumuz durumu şu teşbih­lerle anlatmamız mümkündür. Vücudunun her tarafı çıbanlarla kaplı bir adam düşüne­lim. Adamcağız kolundaki çıbanı kurutmak için toz ve merhem sürüyor. Kolundaki çıban kurur gibi oluyor, fakat bu sefer sırtındaki çıban azıyor. Sırtındaki çıbanı kurutmak için toz ve merhem sürüyor, o kurumaya başlıyor fakat bu sefer bacağındaki azıyor. Velhasıl bu adam çıbandan kurtulamıyor. Halbuki bu adamın yapacağı en akıllı iş iyi bir antibiyo­tik tedavisi görmektir. Çünkü vücudunun her tarafını saran onca çıbanın sebebi kanındaki mikroptur. Bu mikrobun kı­rılması ise ancak iyi bir antibiyotik tedavisiyle mümkündür. Bu tedaviden sonra ancak o adam sapasağlam bir vücuda sahip olabilir... TÜRKİYE İKİYÜZLÜLER CENNETİ Türkiye'mizde ne yazık ki iyiye doğru gidiş göremiy­oruz. Halbuki yönetim kadrosunda vatan ve milletini seven pek çok kimse var. Ona rağmen ilerleyemiyoruz. Bazı mühim noktaları ele geçirmiş gizli düşmanlar sinsi çalışmalar yapmakta, ilerlememize mani olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Cumhuriyet devri Türkiyesi tabiri caizse bir ikiyüzlüler cenneti durumundadır. Devletimize, milletimize ve toprak bütünlüğümüze kast edenler vardır. Bunlar raconu değiştirmişler, eskiden olduğu gibi açıktan mücadele etmemekte, gizliden mücadele etmektedirler... YAHÛDİLER VE LOZAN BARIŞI Lozan Barışıyla Türkiye, tabiri caizse prangalanmıştır. Lozan Barışında kabul edilen gizli ve açık maddelerle Türkiyenin idaresine bir nevi ipotek konmak istenmiştir. Gizli esaret, sömürü, işkence, toplum dramı iç içedir Lozan Hâdisesinde. Kadir Mısıroğlu, Lozan Zafer mi, Hezimet mi' sorusunu kitabına isim yapmış. Lozan Barışını pek çok yönüyle ele alıp incelemiş. Lozan Ismarlama Tarihçilere göre zafer, gerçek tarihçilere göre hezimettir. Ülkemizin dominant unsur ve kültürü olan Müslümanlık ve Türklük sanki azınlık durumuna düşürülmüştür Lozanda. Kurtuluş Savaşından sonra Lozana bir murahhas heyetin gitmesi gerekiyordu. Lozana gidecek heyet 23 Nisan 1920 de toplanmış meclis içinden seçilirse bu Batılılar için uygun değildi. Çünkü bu meclis Hasan Basri Çantayların, Mehmed Akif Ersoyların, Ali Şükrü Beylerin ve benzeri Müslüman şahsiyetlerin bulunduğu bir meclisti. Bu meclisten Batılıların isteklerine boyun eğecek bir heyetin seçilmesi mümkün değildi... YAHÛDİLER VE YENİ EĞİTİM SİSTEMİ Siyonistlerin dünya hegemonyası kurma ideolojisine tek ve en ciddî engel İslâmiyettir. Gerek Kuran Ayetleri, gerek İslâm Peygamberinin Hadisleri Siyonist-Yahûdilerin nasıl bir millet olduklarını, nasıl bir cibilliyete sahip bulunduklarını açık açık ifade ediyordu. Onun için Türkiyede yetişecek gençliğin İslâmı öğrenerek yetişmesi değil, İslâm'a aykırı bilgilerle donatılarak yetiştirilmesi en akılcı yoldu Siyonist-Yahûdi için. Onun için Türkiyede gizli bir hakimiyet kurmak istiyordu. Bu hususta batılılar da Yahûdilerle aynı düşüncedeydi. Bu hususta şu kayıt çok dikkat çekicidir: Ali Çankırılı, eserinde (86) bir Amerikan kütüphanesindeki The Sleeping Giant of Anatolia (Anadolunun Uyuyan Devi) adlı kitaptan şu cümleleri aktarıyor: Türkiye Anadolunun bir devidir. Onu uyutmak bize çok pahalıya mal oldu, ama değdi. Onu uyutmayı başaran bizler uyanmaması için de hiçbir tedbiri elden bırakmamalıyız. Uyanışına vesile olacak en küçük bir kıpırdanmayı zamanında bastırmalıyız. Onu uyandıracak tek güç İslâmiyettir. ... KÜLTÜR-EDEBİYAT Bugün nice Siyonist-Yahûdi ve Mason yazarlar Lise sıralarında gençlere Büyük edebiyatçı olarak lanse edilmektedir. İslâmın nikâh müessesesiyle alay eden Hülleci adlı piyesin yazarı Reşat Nuri Güntekin de mason yazarlardan biridir Bu isimler sayılabildiğince sayılır. Faruk Nafiz Çamlıbel, Mehmet Emin Yurdakul, Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Aka Gündüz, Hüseyin Cahit Yalçın, Hasan Ali Yücel, hep bunlardan biridir. Her biri değişik renk ve karakterde görünebilmektedir. Bazı yazarların isimlerinin mason yazarların arasında zikredilmesi okuyucuyu şaşırtmasın. Bu bilgiler asıl bilgilerin tamamının su yüzüne çıkan çok az bir kısmıdır. Su yüzüne çıkmayan daha ne kadar çok şey vardır, bilmek çok geniş araştırma istiyor. Bunlardan Hüseyin Cahit Yalçın İsrail Devletinin kuruluşunu açıktan tebrik edenlerden biridir. TEVFİK FİKRET Gençliğin ruh kökünden koparılıp soysuz bir akıntıya kapılmasında en büyük pay sahibi olanlardan biri şair Tevfik Fikrettir. Tevfik Fikret 95 e Doğru ve Tarih-i Kadim adlı şiir kitaplarında başta Allah, Peygamber ve Kuran olmak üzere mukaddesatımıza sövebildiğince sövmüştür. İşte bir dörtlüğü: Her şeref yapma, her saadet piç Her şeyin iptidası ahıri hiç Kahramanlık... esası kan vahşet Ben benim, sen de sen ne Rabb, ne ibad....
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat