Yayla Gülü

Stok Kodu:
3002074100229
Basım Yeri:
Ankara
Basım Tarihi:
2000
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
%20 indirimli
1.11
0.89
3002074100229
56003
Yayla Gülü
Yayla Gülü
0.888
Ziyaların Güllü Yayladan ayrılacakları gün gelmişti. Sabah kahvaltısını edip Ahmetlerin yayla evinden çıktılar. Evden çıkar çıkmaz da arabalarının etrafına pek çok kimsenin toplandığını gördüler. Ailece hepsinin de yüzünü bu kalabalıktan dolayı bir şaşkınlık aldı. Zarife şaşkınlığını sözleriyle de ifade etmeye çalışıyordu. -O da ne Ahmet Bey' Sanki bütün yayla halkı bir araya toplanmış. Ahmet, sakin sakin cevap verdi. -Sizin yola çıkacağınızı bildikleri için uğurlamak istiyorlar. Zarifenin şaşkınlık ve heyecanı daha da artıyordu. Çünkü yayladaki çocukların da hemen hepsi oraya gelmişlerdi. -Çocuklar da toplanmış. Ortalarına da saksıya yerleştirdikleri kocaman bir yayla gülü koymuşlar. Hem de kırmızısından. Yani benim en çok sevdiğim renkten. Bu sefer Ziya da söze karıştı. -Yunus Dede de yanlarında tabi. Böyle işlerin başında hep Yunus Dede geliyor galiba değil mi Ahmet' Ahmet cevap verdi. -Öyle öyle!... Kambersiz düğün olmaz derler ya... Onun gibi bir şey. Ziya, Yunus Dedenin elinde tuttuğu bir şeye dikkatli dikkatli bakarak: -Yunus Dedenin elinde gördüğüm nedir öyle Ahmet' -Ona bu yaylada boduç derler. Ağaçtan oyularak yapılan su kabı yani. Gördüğünüz gibi bir küçük testiye benzetilerek oyulur. -Herkes merak ve sevinç içinde bizim oraya gelmemizi bekliyor. -Çocuklar bekleyemiyorlar bile. Nasıl sabırsızlanıyorlar. Çocukların hepsi de Aliye doğru koşarak geliyorlardı. Aliyi bir sevinç, bir coşku sarmıştı. -Burak, Yusuf, Oya, Mustafa, Zeynep!... Hepsi de bana doğru koşarak geliyorlar!... Canım arkadaşlarım benim!... Ziya, veda etmek için bir kaç söz söylemek istedi. -Arkadaşlar!... Başta Yunus Dede olmak üzere, bize gösterdiğiniz yakınlıktan dolayı hepinize çok çok teşekkür ediyoruz. Tekrar görüşmek üzere şimdilik Allaha ısmarladık diyoruz. Yunus Dede, titrek sesiyle bir şeyler söylüyordu: -Size küçük hediyelerimiz var! Çam sakızı çoban armağanı derler ya. Ben bu günlerin hâtırâsı olarak size kendi ellerimle çam ağacından oyduğum bir su kabı hediye ediyorum. Yunus Dede boducu Zarifeye uzattı. Zarife boducu aldı. -Çok teşekkür ederim. Ne kadar naziksiniz. Sonra Yunus Dede, yanındaki çocuklardan birinin elinde tuttuğu kavalı alıp Ziyaya uzattı. -Bu kaval bana babamdan kalmıştır. Çok uzun yılların hâtırâsını taşımaktadır. Buna bir ömür boyu diyebilirsin. Bu yaştan sonra artık ben kaval filân çalamam. Onu sana hediye ediyorum. Bir yolunu bul ve çalmasını öğren. Kaval sesi insanı dinlendirir, içlendirir, duygulandırır. Ziya, Yunus Dedenin uzattığı kavalı aldı. -Ben de çok teşekkür ediyorum. Ziya, Zarife ve Ali çok duygulanmışlardı. Ziya, konuşmaya devam ediyordu. -Yunus Dede!... Bizi çok duygulandırıyorsun. Sen çok usta bir gönül avcısısın. Bizi gönlümüzden vuruyorsun. İnsanları hep gönüllerinden vuruyorsun. -Rica ederim efendim. Sonra çocuklar da, arkadaşları Aliye bir ipe dizdikleri çam kozalaklarını hediye ediyorlar. Buranın çamlarının kozalakları uzun zaman kokularını kaybetmezler. Ali odasının bir yerine astığı bu kozalakları gördükçe ve onun kokusunu duydukça burasını hatırlasın istiyoruz. Ziya güzel duygular içinde erimiş gitmişti adeta. -Yunus Dede!... Ben çok duygusuz biri olduğum halde beni bile duygulandırıyorsun. Sizler ne kadar ince düşünceli, ince davranışlı, sıcak insanlarsınız. Yaşadığınız şu yaylanın çiçekleri kadar ince, nazik ve güzelsiniz. İnsanı ciğerinin derinliklerinden saran sevgi ve vefa duygularına sahipsiniz. Bu sefer Zarife bir şeyler söylemeye çalışıyordu. -Şu paketin içinde oğlum Ali için getirdiğim çocuk hikâye kitapları vardı. Size başka verebilecek hediyemiz yok. Keşke verebilecek başka hediyelerimiz olsaydı. Gafil avlandık. Burada böyle şeylerin olabileceğini nerden bilebilirdik. Ancak bu paket birazcık olsun imdadımıza yetişti. Bu pakette değişik kitaplar var. Sanıyorum çocukların hepsine yeter. Biz de size ancak onları hediye edebiliyoruz. Zarife, elinde tuttuğu paketi Buraka uzattı. -Al bunu Burak!... Arkadaşlarına, bizim adımıza verirsin. Burak, Zarifenin uzattığı kitap dolu paketi aldı. -Bütün arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum. Ziya, bu sefer arkadaşı Ahmete yönelmişti. -Sana çok teşekkür ediyorum Ahmet!... Gerçek bir arkadaşlık örneği gösterdin. Ve Safiye Hanıma da tabi. Zahmetleriniz ve gösterdiğiniz yakınlıklara çok teşekkür ediyorum. -Bir şeyler yapabildiysek, kendimizi mutlu hissederiz. Safiye, elindeki yiyecek poşetini Zarifeye uzatıyordu. -Yaylamızın ürünlerinden yapılmış bir yolluk paketi. -Çok teşekkür ederim Safiye. Ne kadar ince davranışlarınız var. Olanlar karşısında Ali de, bir şeyler söylemek gerektiğini hissetmişti. -Ben de Burak arkadaşım başta olmak üzere bütün arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum. Yusuf sevinçten ışıldayan gözleriyle bir yayla arkadaşlarına bir de Aliye baktı. Sonra şunları söyledi: -Gerek arkadaşlarım adına ve gerekse kendi adıma sana güle güle diyoruz Ali. Annene ve babana da güle güle diyoruz tabi. Oya: -Seni her yaz bekliyoruz, dedi. Mustafa: -Seninle çok güzel günlerimiz oldu, diye ilave etti. Zeynep: -Ne olursun gene gel, diye herkesin ricasını tekrar etti. Ziya, çocukların üzerinde bakışlarını dolaştırdı. Hepsinin gözlerinden sevinç ve mutluluk okunuyordu. -Çok tatlı günler geçirdik burada. Bu günleri unutmamız mümkün değil. Yunus Dede, Zeynepin ricasını tekrarladı. -Sizi yaylamıza her zaman bekliyoruz. Zarife, çok duygulu bir sesle söze girdi: -Ben, bu Güllü Yaylayı çok sevdim. Bu yaylanın gülünü de tabi. Öyle sanıyorum ki bu yayla gülü benim hayatımda bir dönüm noktası olacaktır. Ayrıca ben burasını bir kulüp olarak kabul ediyorum: Yayla Kulübü. Ve bu kulübe bizi üye olarak almanızı rica ediyoruz. Yunus Dede, her zamanki babacan ve sevecen tavrıyla ilave etti. -Yayla kulübümüz buradan hoşlanan, buranın insanlarını sevecek yüreğe sahip olan herkesi üye olarak alır. Hem de memnuniyetle!... Yunus Dedenin hemen arkasında toprağıyla birlikte saksıya yerleştirilmiş bir yayla gülü vardı. Çiçekleri göz alıcı bir güzelliğe sahipti yayla gülünün. Yunus Dede saksıdaki yayla gülüne kadar geldi. Eliyle açılmış gülü gösterdi. -Burada, yani bu yaylada herkese verebilecek kadar yayla gülümüz var. İki çocuk saksıyı kaldırmışlar Zarifeye uzatıyor
Ziyaların Güllü Yayladan ayrılacakları gün gelmişti. Sabah kahvaltısını edip Ahmetlerin yayla evinden çıktılar. Evden çıkar çıkmaz da arabalarının etrafına pek çok kimsenin toplandığını gördüler. Ailece hepsinin de yüzünü bu kalabalıktan dolayı bir şaşkınlık aldı. Zarife şaşkınlığını sözleriyle de ifade etmeye çalışıyordu. -O da ne Ahmet Bey' Sanki bütün yayla halkı bir araya toplanmış. Ahmet, sakin sakin cevap verdi. -Sizin yola çıkacağınızı bildikleri için uğurlamak istiyorlar. Zarifenin şaşkınlık ve heyecanı daha da artıyordu. Çünkü yayladaki çocukların da hemen hepsi oraya gelmişlerdi. -Çocuklar da toplanmış. Ortalarına da saksıya yerleştirdikleri kocaman bir yayla gülü koymuşlar. Hem de kırmızısından. Yani benim en çok sevdiğim renkten. Bu sefer Ziya da söze karıştı. -Yunus Dede de yanlarında tabi. Böyle işlerin başında hep Yunus Dede geliyor galiba değil mi Ahmet' Ahmet cevap verdi. -Öyle öyle!... Kambersiz düğün olmaz derler ya... Onun gibi bir şey. Ziya, Yunus Dedenin elinde tuttuğu bir şeye dikkatli dikkatli bakarak: -Yunus Dedenin elinde gördüğüm nedir öyle Ahmet' -Ona bu yaylada boduç derler. Ağaçtan oyularak yapılan su kabı yani. Gördüğünüz gibi bir küçük testiye benzetilerek oyulur. -Herkes merak ve sevinç içinde bizim oraya gelmemizi bekliyor. -Çocuklar bekleyemiyorlar bile. Nasıl sabırsızlanıyorlar. Çocukların hepsi de Aliye doğru koşarak geliyorlardı. Aliyi bir sevinç, bir coşku sarmıştı. -Burak, Yusuf, Oya, Mustafa, Zeynep!... Hepsi de bana doğru koşarak geliyorlar!... Canım arkadaşlarım benim!... Ziya, veda etmek için bir kaç söz söylemek istedi. -Arkadaşlar!... Başta Yunus Dede olmak üzere, bize gösterdiğiniz yakınlıktan dolayı hepinize çok çok teşekkür ediyoruz. Tekrar görüşmek üzere şimdilik Allaha ısmarladık diyoruz. Yunus Dede, titrek sesiyle bir şeyler söylüyordu: -Size küçük hediyelerimiz var! Çam sakızı çoban armağanı derler ya. Ben bu günlerin hâtırâsı olarak size kendi ellerimle çam ağacından oyduğum bir su kabı hediye ediyorum. Yunus Dede boducu Zarifeye uzattı. Zarife boducu aldı. -Çok teşekkür ederim. Ne kadar naziksiniz. Sonra Yunus Dede, yanındaki çocuklardan birinin elinde tuttuğu kavalı alıp Ziyaya uzattı. -Bu kaval bana babamdan kalmıştır. Çok uzun yılların hâtırâsını taşımaktadır. Buna bir ömür boyu diyebilirsin. Bu yaştan sonra artık ben kaval filân çalamam. Onu sana hediye ediyorum. Bir yolunu bul ve çalmasını öğren. Kaval sesi insanı dinlendirir, içlendirir, duygulandırır. Ziya, Yunus Dedenin uzattığı kavalı aldı. -Ben de çok teşekkür ediyorum. Ziya, Zarife ve Ali çok duygulanmışlardı. Ziya, konuşmaya devam ediyordu. -Yunus Dede!... Bizi çok duygulandırıyorsun. Sen çok usta bir gönül avcısısın. Bizi gönlümüzden vuruyorsun. İnsanları hep gönüllerinden vuruyorsun. -Rica ederim efendim. Sonra çocuklar da, arkadaşları Aliye bir ipe dizdikleri çam kozalaklarını hediye ediyorlar. Buranın çamlarının kozalakları uzun zaman kokularını kaybetmezler. Ali odasının bir yerine astığı bu kozalakları gördükçe ve onun kokusunu duydukça burasını hatırlasın istiyoruz. Ziya güzel duygular içinde erimiş gitmişti adeta. -Yunus Dede!... Ben çok duygusuz biri olduğum halde beni bile duygulandırıyorsun. Sizler ne kadar ince düşünceli, ince davranışlı, sıcak insanlarsınız. Yaşadığınız şu yaylanın çiçekleri kadar ince, nazik ve güzelsiniz. İnsanı ciğerinin derinliklerinden saran sevgi ve vefa duygularına sahipsiniz. Bu sefer Zarife bir şeyler söylemeye çalışıyordu. -Şu paketin içinde oğlum Ali için getirdiğim çocuk hikâye kitapları vardı. Size başka verebilecek hediyemiz yok. Keşke verebilecek başka hediyelerimiz olsaydı. Gafil avlandık. Burada böyle şeylerin olabileceğini nerden bilebilirdik. Ancak bu paket birazcık olsun imdadımıza yetişti. Bu pakette değişik kitaplar var. Sanıyorum çocukların hepsine yeter. Biz de size ancak onları hediye edebiliyoruz. Zarife, elinde tuttuğu paketi Buraka uzattı. -Al bunu Burak!... Arkadaşlarına, bizim adımıza verirsin. Burak, Zarifenin uzattığı kitap dolu paketi aldı. -Bütün arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum. Ziya, bu sefer arkadaşı Ahmete yönelmişti. -Sana çok teşekkür ediyorum Ahmet!... Gerçek bir arkadaşlık örneği gösterdin. Ve Safiye Hanıma da tabi. Zahmetleriniz ve gösterdiğiniz yakınlıklara çok teşekkür ediyorum. -Bir şeyler yapabildiysek, kendimizi mutlu hissederiz. Safiye, elindeki yiyecek poşetini Zarifeye uzatıyordu. -Yaylamızın ürünlerinden yapılmış bir yolluk paketi. -Çok teşekkür ederim Safiye. Ne kadar ince davranışlarınız var. Olanlar karşısında Ali de, bir şeyler söylemek gerektiğini hissetmişti. -Ben de Burak arkadaşım başta olmak üzere bütün arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum. Yusuf sevinçten ışıldayan gözleriyle bir yayla arkadaşlarına bir de Aliye baktı. Sonra şunları söyledi: -Gerek arkadaşlarım adına ve gerekse kendi adıma sana güle güle diyoruz Ali. Annene ve babana da güle güle diyoruz tabi. Oya: -Seni her yaz bekliyoruz, dedi. Mustafa: -Seninle çok güzel günlerimiz oldu, diye ilave etti. Zeynep: -Ne olursun gene gel, diye herkesin ricasını tekrar etti. Ziya, çocukların üzerinde bakışlarını dolaştırdı. Hepsinin gözlerinden sevinç ve mutluluk okunuyordu. -Çok tatlı günler geçirdik burada. Bu günleri unutmamız mümkün değil. Yunus Dede, Zeynepin ricasını tekrarladı. -Sizi yaylamıza her zaman bekliyoruz. Zarife, çok duygulu bir sesle söze girdi: -Ben, bu Güllü Yaylayı çok sevdim. Bu yaylanın gülünü de tabi. Öyle sanıyorum ki bu yayla gülü benim hayatımda bir dönüm noktası olacaktır. Ayrıca ben burasını bir kulüp olarak kabul ediyorum: Yayla Kulübü. Ve bu kulübe bizi üye olarak almanızı rica ediyoruz. Yunus Dede, her zamanki babacan ve sevecen tavrıyla ilave etti. -Yayla kulübümüz buradan hoşlanan, buranın insanlarını sevecek yüreğe sahip olan herkesi üye olarak alır. Hem de memnuniyetle!... Yunus Dedenin hemen arkasında toprağıyla birlikte saksıya yerleştirilmiş bir yayla gülü vardı. Çiçekleri göz alıcı bir güzelliğe sahipti yayla gülünün. Yunus Dede saksıdaki yayla gülüne kadar geldi. Eliyle açılmış gülü gösterdi. -Burada, yani bu yaylada herkese verebilecek kadar yayla gülümüz var. İki çocuk saksıyı kaldırmışlar Zarifeye uzatıyor
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat